![]() |
|
|
Aristoteles kimdir ? Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 51 kişi öğrendi :) Aristoteles kimdir ? Bu Bilginin Kategorisi : BiyografiAristoteles ( …. - …. ) Aristoteles, Ege Denizinin kuzeyinde bulunan Stageriada doğmuştur (M.Ö. 384-322). O dönemde, Stageriada İyon kültürü egemendir ve Makedonyalıların buraları istila etmeleri bile bu durumu değiştirmemiştir. Bu nedenle Aristotelese bir İyonya filozofu denilebilir. Bir sarraf olarak iş hayatına atılmış ve daha sonra çok varlıklı olmuş Hermenias, kısa bir süre içinde çok geniş toprakları mülk edinmiş ve Aterneusun yöneticiliğine gelmişti. Akademinin öğrencisi ve hocası Platonun hayranıydı. Onun devlet yönetimine ilişkin önerilerini çok olumlu karşılıyor ve Platonun önderliğinde daha iyi bir yönetim oluşturmak istiyordu. Bu amaçla Assosta Akademinin kolu olan bir okul kurmuştu. Platonun ölümünden sonra, Aristoteles bu okulda görev aldı ve üç yıl boyunca burada çalıştı. Bir ara Hermeniasın yeğeni Pythias ile evlendi. Aristoteles, Assosta kaldığı süre içerisinde, zaman zaman dostu Teofrastosun memleketi olan Mytilene gitmiştir. Bu seyahatlar, Aristotelesin gözlemler yapması ve kendisini yetiştirmesi açısından çok yararlı olmuştur. Bu sıralarda II. Philip, oğlu İskender için iyi bir öğretmen aramaktaydı ve Assostaki okulun yöneticisi olan Aristoteles, yavaş yavaş dikkatini çekmeye başlamıştı. Görev, Aristotelese önerildi ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II. Filipin oturmakta olduğu Pellaya gitti. Aristotelesin öğretmenliği, 343 yılından 340 yılına kadar sürdü. İskender, 336da babası ölünce, onun yerine geçti ve eski öğretmeni Aristotelesi danışman olarak atadı. Daha sonra İskender Yunanistandaki ve Balkanlardaki ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince, Aristoteles, onu bırakarak, büyük idealini gerçekleştirmek amacıyla, yani yeni bir okul kurmak amacıyla Atinaya döndü. İskenderin M.Ö. 323 yılında ölmesi, Aristotelesi çok güç bir durumda bırakmıştı; çünkü Lisenin kurulması sırasında İskenderin yapmış olduğu yardımlar ve Hermenias için yazmış olduğu zafer türküsü, Atinadaki düşmanları tarafından hatırlanmıştı. Aristoteles, dinsizlikle suçlandı ve Atinalıların, Sokratesi ölüme mahkum etmekle işlemiş oldukları suçu yinelememeleri için Chalcise kaçtı ve orada yakalanmış olduğu bir hastalık sonucunda M.Ö. 322 yılında öldü. Aristotelesin hiçbir resmi kalmamıştır. Diogenese göre, ince bacaklı ve küçük gözlüymüş. Viyanadaki Sanat Tarihi Müzesinde sergilenmekte olan mermer başın Aristotelese ait olduğu iddia edilmekteyse de, bunu kanıtlayacak herhangi bir ipucu yoktur. Aristoteles, İskenderi bırakarak Atinaya döndüğünde, oradaki dostlarıyla buluşmuştu; ama aradan 20 yıl geçmiş olduğu için, artık eski okuluna dönemezdi. Başka bir okul kurmaya karar verdi ve bu maksatla kentin batısında bulunan ve Apollon Lyceiosun (Kurt Tanrı) anısına ayrılmış olan ormanlık alanı seçti. İşte bugün de kullanmakta olduğumuz Lise adı, bu Lyceiostan gelmektedir. Lisede eğitim ve öğretimin nasıl yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye sahip değiliz; ancak bazı kaynakların bildirdiğine göre, sabahları yeni başlayanlara, akşamları ise geniş halk kitlelerine dersler verilmekteymiş. Akademi ve Lise, aslında felsefe öğretimi veren okullardı. Ancak Akademi, daha çok metafiziğe ve bu arada ahlak ve siyaset gibi konulara yönelmişti. Lisede ise araştırmalar, Aristotelesin daha çok mantık ve bilimlerle ilgilenmesi nedeniyle, bu alanlarda yoğunlaşmıştı. Aristoteles 13 yıl boyunca Lisenin yöneticiliğini yaptı ve ölümünden sonra yerine arkadaşı Teofrastos geçti. Teofrastos, 37 yıl bu okulun yöneticiliğini üstlendi ve yapmış olduğu yeni düzenlemelerle Liseyi kurumsallaştırmayı başardı; ancak Lise, Akademi kadar uzun ömürlü olamadı. Aristotelesin matematik bilgisi araştırmalarına yeterli olacak düzeydeydi; bilimleri matematik, fizik ve metafizik olarak üç bölüme ayırırken, Platon gibi, matematiğe - yani aritmetik, geometri, astronomi ve müzik bilimlerine - bir öncelik tanımıştı; ancak uygulamalı matematikle ilgilenmiyordu. Eşit şeylerden eşit şeyler çıkarılırsa, kalanlar eşittir. veya Bir şey aynı anda hem var hem de yok olamaz (üçüncü durumun olanaksızlığı ilkesi) gibi aksiyomların bütün bilimler için ortak olduğunu, postülaların ise sadece belirli bir bilimin kuruluşunda görev yaptığını söyleyerek, aksiyom ile postüla arasındaki farklılığa işaret etmişti. Aristotelesin, süreklilik ve sonsuzluk hakkında yapmış olduğu temkinli tartışmalar, matematik tarihi açısından oldukça önemlidir. Sonsuzluğun gerçek olarak değil, gizil olarak varolduğunu kabul etmiştir. Bu temel sorunlar üzerindeki görüşleri, daha sonra Archimedes ve Apollonios tarafından yeniden işlenip değerlendirilecektir. Aristoteles, astronomiye ilişkin görüşlerini Fizik ve Metafizik adlı eserlerinde açıklamıştır; bunun nedeni, astronomi ile fiziği birbirinden ayırmanın olanaksız olduğunu düşünmesidir. Aristotelese göre, küre en mükemmel biçim olduğu için, evren küreseldir ve bir kürenin merkezi olduğu için evren sonludur. Yer evrenin merkezinde bulunur ve bu yüzden, evrenin merkezi aynı zamanda Yerin de merkezidir. Bir tek evren vardır ve bu evren her yeri doldurur; bu nedenle evren-ötesi veya evren-dışı yoktur. Ay, Güneş ve gezegenlerin devinimlerini anlamlandırmak için Eudoxosun ortak merkezli küreler sistemini kabul etmiştir. Acaba Aristoteles bu kürelerin gerçekten varolduğuna inanıyor muydu? Elimizde buna ilişkin kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, geometrik yaklaşımı mekanik yaklaşıma dönüştürmüş olması, inandığı yönündeki görüşü güçlendirmektedir. De Caeloda (Gökler Üzerine) yapmış olduğu en son belirlemelere göre, en dışta bulunan Yıldızlar Küresi, yani evreni harekete getiren ilk hareket ettirici, aynı zamanda en yüksek tanrıdır. Metafizikte ise, Yıldızlar Küresinin ötesinde, sevenin sevileni etkilediği gibi gökyüzü hareketlerini etkileyen, hareketsiz bir hareket ettiricinin bulunduğunu söylemiştir. Öyleyse Aristoteles, yalnızca gökcisimlerinin tanrısal bir doğaya sahip olduğuna inanmakla kalmamakta, onların canlı varlıklar olduğunu da kabul etmektedir. Bu evrenbilimsel kuram, Farabi ve İbn Sina gibi Ortaçağ İslam Dünyasının önde gelen filozofları tarafından da benimsenecek ve Kuran-ı Kerimde tasvir edilen Tanrı ve Evren anlayışıyla uzlaştırılmaya çalışılacaktır. Aristotelese göre, Evren, Ayüstü ve Ayaltı Evren olmak üzere ikiye ayrılır; Yerden Aya kadar olan kısım, Ayaltı Evreni, Aydan Yıldızlar Küresine kadar olan kısım ise Ayüstü Evreni oluşturur. Bu iki evren yapı bakımından çok farklıdır. Ayüstü Evren ve burada yer alan gökcisimleri, eterden oluşmuştur; eterin, mükemmel doğası, Ayüstü Evrene ezeli ve ebedi bir mükemmellik sağlar. Buna karşılık, Ayaltı Evren, her türlü değişimin, oluş ve bozuluşun yer aldığı bir evrendir. Burası, ağılıklarına göre, Yerin merkezinden yukarıya doğru sıralanan dört temel öğeden, yani toprak, su, hava ve ateşten oluşmuştur; toprak, diğer üç öğeye nispetle daha ağır olduğu için, en altta, ateş ise daha hafif olduğu için, en üstte bulunur. Aristotelese göre, bu öğeler, kuru ve yaş ile sıcak ve soğuk gibi birbirlerine karşıt dört niteliğin bireşiminden oluşmuştur. Varlık biçimlerinin mükemmel olmaları veya olmamaları da Yerin merkezine olan uzaklıklarına göre değişir. Bir varlık Yere ne kadar uzaksa, o kadar mükemmeldir. Bundan ötürü, merkezde bulunan Yer mükemmel olmadığı halde, merkeze en uzakta bulunan Yıldızlar Küresi mükemmeldir. Bu mükemmel küre, aynı zamanda Tanrı, yani ilk hareket ettiricidir. Aristonun bu ve diğer görüşleri orta çağ boyunca bir çok filozozu etkilemiş, ve daha sonraki dönemleri de şekillendirmiştir. belki de felsefenin temel ilkeleri Arsito mantığı üzerine kurgulanmıştır. |