![]() |
|
|
Bahailik Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 13 kişi öğrendi :) Bahailik Bu Bilginin Kategorisi : TarihBahai dininin kurucusu, Bahaullah Mirza Hüseyin Ali adlı bir İranlıdır. 12 Kasım 1871de İranın Tahran kentinde dünyaya gelen Bahaullah, sürgünde bulunduğu Akkada (1892) yaşamın yitirdi. Soyu, Türk kökenli Kaçkarlara dayanan Bahaullah, çağdaşı olan Ali Mehmet Babın öğretilerinden etkilendi; Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi tek tanrılı dinlerin yanı sıra Budizm, Brahman ve Zerdüşt gibi çok tanrılı dinlerin araştırdı, bilgilerini artırdı. Şirazda kendi görüşlerini yaymaya başladığı (1848) sırada, Ali Mehmet Babın görüşlerini savunuyor gerekçesiyle kovuşturuldu.1852de Bağdata sürüldü. Ancak, Ali Mehmet Babın 1849da kurşuna dizilip, sahneden çekilmesiyle, Babailer olarak bilinen yandaşları, Bahaullaha yöneldiler. Böylece Bahaullahın çevresi kısa zamanda genişledi. Ne var ki, Osmanlı yönetimi, onu İstanbula sonra Edirneye (1864) sürgün etti. Ancak Bahaullah burada da etkinlik gösterince bu kez Akkaya gönderilerek (1868) orada hapsedildi. Hapsedildiği kalede, tek ve çok tanrılı dinlere dayanan bilgilerini birleştirip yeni bir din kurma girişiminde bulunan Bahaullaha göre; insan, inanma gereksinimi olan bir yaratıktır. Dinler ise, inanmayı biçimlendiren birer araçtır. Öyle ise din, yaşamın bir parçası olmalı ve tüm insanları kucaklamalıdır. Oysa, süregelen peygamberlerin dinleri, belli toplulukları, kendi tekelinde tutmayı; ya da kendi kabul ettirmeyi amaçlamaktadır. Kimileri de, bu kabul ettirmede zorbalığa dayanmaktadır. Bunu yaparken Tanrının buyruğuna uyduklarını, yeryüzünde Allahın hakimiyeti ni esas aldıklarını ifade etmektedirler. Özellikle, geçmiş çağlarda görülen bir çok kanlı olayların temelinde kendi dinini egemen kılmak isteyenlerin zorbalıkları gözlenmektedir. Din zorbalığa dayanılarak kabul ettirilmemelidir. İnsan, kendi aklı ve vicdanıyla doğruyu bulmalı, dinin seçmelidir. Baskısız ve dayatmasız kendi olgunluğuna kavuşan insan, özgür iradesiyle hareket etmeli, önündeki seçeneklerden birini kendi iradesiyle seçmelidir. Bu olgunlukla seçilen ve yaşatılan din, insan hak ve hukukuna saygılı olur. İşte o zaman din, insanların gereksinimlerini karşılayan yaşamsal bir kurum haline gelir. Bu temel ilkeler doğrultusunda kendisini ifade eden Bahaullah; kişilerin olduğu gibi görünmesi ve göründüğü gibi olmasını; yani sözleri ile eylemlerinin birbiriyle uyumlu olmasını istemektedir. Gerçek dostluğun ve inanç olgunluğuna ermenin, ancak eylem içinde belli olduğuna dikkat çeken Bahaullah; uluslararası barışın, dostluğun, sevginin ve kardeşliğin sağlanması için ortak bir dilin oluşmasını; yargının uluslararası merkezi bir sisteme bağlanmasını; bireylerin olduğu gibi, ulusların ve devletlerin de olumsuz eylemlerinden dolayı yargılanmalarını, tüm insanlığın yararına görmektedir. Elbette ki üretimde ve tüketimde adaletli paylaşım esas alınmalıdır. Yaşadığı çağ gereği, önceki peygamberlerden daha toplumsal, daha ekonomiksel, daha hukuksal olarak insanlara yaklaşan Bahaullah, kendi din öğretilerini içeren Kitabul - Akdes (En Kutsal Kitap), Kitabul - İkan (Sağlam Bilme Kitabı), Kelimat-ı Maknune (Maknunun Sözleri), Tarazat, İşrakat (Işıklandırma), Tecelliyat (Görünme, Belirme), Kelimat-ı Firdevsiye (Firdevsinin Sözleri) adlı kitaplar yazdı. |