Barış Manço Biyografi hakkında en iyi bilgi Sonders'te.
Ana sayfa
Atatürk
Bilgisayar
Bilim
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Dünya
Edebiyat
Felsefe
Fen Bilgisi
Fizik
Hukuk
İngilizce
İnternet
İslamiyet
Kimya
Kitap Özetleri
Matematik
Muhasebe
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sosyal
Spor
Tarih
Tarihte Bugün
Teknoloji
Turizm
Türkiye

Barış Manço Biyografi

Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 205 kişi öğrendi :)
Barış Manço Biyografi

Barış Manço


Barış Mançonun Anahtar adlı eserinde de andığı Fatih Sultan Mehmetin İstanbulu fethetmesinden sonra kökleri, Konyanın önde gelen ailelerinden olan Mançozade adlı büyük bir aile de Rumeliye göçer.Selanike yerleşirler ve buradaki yaşamları 1.Dünya Savaşına kadar sürer. İstanbula yerleşen Mehmet Abdi Bey burada Nimet Hanım(Gülpembenin kahramanı) ile evlenir.Ailenin soyadı da artık Manço olmuştur.

Nimet Hanım ile Abdi Beyin oğlu İsmail Hakkı Bey , Rikkat Hanım ile evlenir. Bu aile ikinci çocuklarının mutluluğunu 2 Ocak 1943 yılında doğan Mehmet Barış Manço ile yaşarlar.Savaş sonrası zorlu günler Barış Mançonun Eski Bir Fincan adlı şarkısında da bahsettiği ekmek karnesine 15 ekmek mührüyle yazılır.onun diğer 3 kardeşi Oktay Manço, Savaş Manço ve İnci Mançodur. Savaşın zorluğunu yaşayan aile yeni doğan oğullarına Barış ismini verirken zorlanmazlar.

Türk Sanat Müziği sanatçısı olan Rikkat Hanımla İsmail Hakkı Bey Barış 3 yaşındayken ayrılığı seçerler. Barış Manço artık babasıyla birlikte Kadıköyde yaşamaya başlar.

Gazi Mustafa Kemal İlkokulu ardından 4. sınıfı Ankara Maarif Kolejinde, 5.sınıfı da Kadıköy Yeldeğirmeni Mustafa Kemal Paşa İlkokulunda tamamlar daha sonra Galatasaray Lisesine devam etmiştir. Abisi Savaşın da Galatasaray Lisesinde olması onun için kolaylık olmuştur.Bir lakabıda vardır artık . Abisine ayı denilirmiş Barış da gelince Büyük Ayı ve Küçük Ayı denilmiş.

10. sınıfdayken babasını kaybeden Barış Manço, Galatasaray Lisesinden ayrılarak bir türlü bitiremediği 11.sınıfı Şişli Terakki Lisesinde bitirip 1963 yılında mezun olmuştur.

Ailenin de müzikle ilgisi olması onu erken yaşlarda bu dalla ilgilenmesi sağlar daha ortaokul 2. sınıf öğrencisiyken de amatör olarak müzikle uğraşmaya başlamıştır. 14 yaşındayken kurduğu Kafadarlar adlı grubuyla o yıllarda genelde ingilizce parçalar seslendirirdi , bugünün ünlü ekonomistlerinden Asaf Savaş Akad da grubun saksofoncusuydu.. İkinci grubunun adı ise Haramilerdir. Haramilerle birlikte dönemin popüler müziklerini yorumladı. İlk defa sahneye bir yakınının düğününde çıkar ve İngilizce şarkılar söyler.ilk resmi konseride 1959 Nisanında Galatasaray Lisesi konferans salonunda oldu.

Babasının ölümünden sonra maddi olarak zorlu günler geçiren ve parasız kalan Barış yinede ideallerinin peşinden koşar. Liseyi bitirince 20 Eylül 1963 yılında önce Parise oradan da 1963te, otostop yaparak Belçikaya ağabeyi Savaş Manço nun yanına gider. Barış resme ve müziğe ilgilidir ve oldukça yeteneklidir. Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisinde resim, grafik ve iç mimari okur.1969da diplomasına kavuşur.Lisede çok başarılı olmayan, hatta müzik ve coğrafyadan ikmale kalan Barış Manço, bu okuldan çok iyi derece ile, okul birincisi olarak mezun olmuştur. Dünyayı dolaşan dünya çapında tanınan bir sanatçı için tuhaf bir durum olsa da ezberci ve baskıcı eğitimin hükmettiği ülkemiz için sıradan bir durum olsa gerek.Brükselde kimi zaman Türk isçilerine tercümanlık, bazen garsonluk yaparak veya Türkiyeden getirttikleri filmleri orada yaşamakta olan Türk isçilerine izlettirerek para kazanır iki kardeş . Belçikaya gittiğinde müzikten uzaklaşmadı. Les Mistigris adlı grubu kurarak müzik çalışmalarına devam etti. Amerikalı, Belçikalı, İtalyan, Kuzey Afrikalı, İngiliz müzisyenlerden oluşan bu grup ile İki yıl çalışan Manço 2 tane de 45lik çıkarır. Ayrıca Parisin ünlü bir yeri olan Olympia da bir de konser verirler. Orada Barış Manço - Nick The Chopper albümünü çıkarır. Barışın amacı grubuyla birlikte Türkiyeye dönüş yapmaktır. Fakat Türkiyeye yalnız olarak döner

Türkiyede o zamanlar yabancı şarkıların müziklerinin üzerine sözler yazılmakta olup oldukça tepki çeken bir sürü uygulama vardı. İşte bu aranjman karşıtı bir akımla (ister Anadolu pop deyin ister Anadolu rock) çesitli grupları doğurdu. Tabi bizi ilgilendiren Kaygısızlar adlı Barış Manço, Fuat Güner, Mahzar Alanson tarafından kurulan Kaygısızlar adlı gruptur.

Barış Mançonun müzik piyasasındaki temelleri bu grupla olmuştur. Hızla zirveye doğru ilerliyordur. Bu dönemin en önemli olayı tam bir sanat eseri olan Dağlar Dağlar dır. 1970 Martında çıkan Dağlar Dağlar 45liği , ilk 6 ayında 700 binden fazla sattı. Altın Plak aldığı Dağlar Dağlar 45liği Barışın hayatının dönüm noktası olmuştu.Bu onun 10. albümüdür ve şarkıyı Kebandan İstanbula doğru minübüsle gelişi sırasında dağların görüntüsünden etkilenerek yazmıştır. Çok ilginçtir Barış Manço bu eseri piyasaya çıkarırken zorlanmıştır,iki ayrı dağlar dağlar versiyonu olan yapıtta müzik şirketi bu durumu halkı kandırmak gibi görse de Barış için bu durum sadece bir doğu batı sentezidir. Bir tarafta modern müzik diğer tarafta darbukalarla bezenmiş doğu motifleri , tabi ki eser sonunda piyasaya çıkar.. Aynı yıllarda görüntüsü değişmekte, müziği ve kıyafetleri ile yeni bir tarzı kendine uygulamaktaydı.Bir tezatı da burada yaşıyoruz sanırım toplumumuzda uzun saçlı insanlara karşı bir tepki varken o hiç yadırganmamıştır hatta bu haliyle sevilmiştir.Kendisi bu durumu özetle öze dönmek olarak yorumlar.Türk kültürüne ve türklüğümüze sahip çıkışının basit de olsa bir örneği sanırım.Saçlarını ona kimse kestiremezdi ama ordumuz buna da müsaade etmedi 1971 yılında Polatlıda Topçu Asteğmen olarak askerliğe başlar.Başlar başlamasına ama saçları kesilmiştir ,başlangıçta üniversite diploması da kabul edilmez.(belki şimdi olsa hemen bir paralı askerlik çıkarıp işi hallederlerdi di mi?) Askerliğin son ayları ise sağlam dostluklar ve askeriyede bir dizi konserlerle zevkli hale gelir.

Kaygısızlarla olan dönemin ardından Barış kısa bir süre için Moğollara katılır. Vokal ihtiyacı olan Moğollar , Barışla birlikte güzel bir görüntü oluşturular. Fakat daha sonra Moğollar yurtdışı hayallerini gerçekleştirmek için Parise gider ve bu dönemde son bulur.Daha sonra Barış ölene kadar birlikte çalıştığı Kurtalan Ekspresi kurar.Bu gruba verilen isim bile onun ne kadar büyük bir Türkiye sevdalısı olduğunu bize gösterir. Adını İstanbuldan Güneydoğuya giden trenden alan Kurtalan Ekspresin ilk kadrosunda bir hayli ünlü isimler vardır. Bugünkü MFÖnün basçısı Özkan Uğur Moğollar grubundan Murat Ses ve Engin Yörükoğlu , Celal Güven bu isimlerden bir kaçıdır. İlerleyen zamanlarda birkaç sanatçı değişir ve sonunda sürekli birlikte olan bir grup oluşur. Kurtalan Ekspres Barış Manço ile birlikte bir çok ilki gerçekleştirip bir çok dev adım atarlar.

2 Aralık 1973te Genç Osman (Ey Koca Topçu ) a klip çeker. Bu onun ilk klibidir.

Askerlikten sonra bir ara yine Belçika günleri araya girdi.Avrupanın en büyük stüdyolarında ilk long playini yaptı.Belçika da 1 numara bile oldu ancak zamanın dünya starlarıyla bu kulvarda dünya piyasasına atılan ilk türk olarak yarışamadı.yinede dev adımlar attı yurdışında İngilizce olarak bir albüm hazırlayıp Anadolu kültürü ile yoğurmuş ve hiç de küçümsenmeyecek bir başarı elde etmiştir ülkemizde de birkaç yıl önce piyasaya çıkan albümde nenni bebek(lonely man ismiyle) ve uzun ince bir yoldayım(tell me old man ismiyle) isimli türküleri İngilizce sözlerle yorumladı.(bir dünya starı gözüyle bakılan Tarkan acaba kimin kültürünü tanıtacak çok merak ediyorum umarım barış manço yu örnek alır)

Barış Manço, sıradışı kıyafetleri, takıları, kendine özgü el hareketleri ve değişik klipleri ile özgünlüğünü de gözler önüne sermekteydi.

Belçikada bulunduğu yıllarda Maria Claude adında fotomodel bir genç kızla tanışır ve 6 yıl beraber yaşarlar. 1970 yılında nikah masasına otururlar. Bu evliliğin ömrü kısa sürer ve çift evliliklerinin altıncı ayında ayrılırlar. Kısa bir süre sonra karşısına çok seveceği Lale hanım çıkar. Lale hanım ablasındadır ve evdeki telefon çalışmayınca üst kat komşularına giderek telefon edebilir miyim? der. Cevap ise tam Barışlık: Benimle evlenirsen telefon edebilirsin. Lale de neden olmasın! der ve telefonla görüşmesini yaptıktan sonra, ücretini ödemek için cüzdanına el atar. O anda Barış da ne gereği var, nasıl olsa evleneceğiz der.


Ve de aynen öyle olur. 18 Temmuz 1978 yılında, bir anda parlayan bu aşk nikah masasında (Kadıköy Evlendirme Dairesinde) resmileşir. 19 Mayıs 1981de Doğukan Hazar, 24 Temmuz 1984de de Batıkan Zorbey aileye dahil olur.Evliliklerinde mutlu bir birliktelik yaşayan çift bu uyumu iş hayatında da gösterir. Barış Mançonun kliplerinde ve televizyon programlarında Lale Mançoyu yapımcı ve bazende yönetmen olarak görebiliriz.

Barış Manço nun Türk kültürünü tanıtmak için üstlendiği misyon olmasaydı beklide onu yaşarken unutacak eserleri günümüzün kıytırık popçuları gibi üç beş gün sonra dinlenmez hale gelecekti ama o çalışmalarını yaparken koskoca bir milleti temsil ettiğini hiç unutmadı. 1995de verdiği Japonya konserlerinde binlerce Japonun ellerinde Türk bayraklarıyla onu gözlerini kırpmadan coşkuyla izlemeleri , Kongodaki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde Domates Biber Patlıcan ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri , Mısır Televizyonunda canlı yayında Dağlar Dağları Arapça söylemesi ve programın sonunda Mısırlıların sokaklara dökülmesiyle program defalarca tekrarlanması , eserlerinin İngilizce , Fransızca , Arapça Yunanca, Bulgarca, , Farsça, Japonca, İbranice, , ve Flemenkçeye çevrilmesi müziğin evrenselliğini ve Türk insanının neleri yapabileceğini mükemmel bir şekilde göstermiştir.

Kendiside yabancı ülkelerdeki çalışları için Japonlar beni sahiplendiler, milyonlarca Japon konserlerime geliyor, CDlerimi alıyor. Japonlar bende doğru birşeyler buluyor. Şarkılarımı didik didik inceliyorlar, onlardan konferanslar hazırlayıp televizyon programları yapıyorlar. Türkiyede bunun onda biri yapılmadı. Belçikada ise, onların ülkelerini tanıttığım için Liege Prensliği Onur Ödülü verdiler. Törene limuzin ve dört eskort ile gittik. Belçikanın en büyük gazetesi birinci sayfasının yarısını bize ayırdı. Türkiyede 40 yıllık sanat hayatımda ilk sayfaya çıkamadım diyerek bu bilge insana gereği kadar önem verilmemesine yakınır gibiydi.

Fransız basını ile yaptığı röportajda :

Benim sanatsal yaşamım 1958 senesinde, 15 yaşındayken başladı. Galatasaray Lisesinde 3. yılımdı. İlk önceleri Türk halkı için söylerken Türkiyeye yakın avrupa ülkeleri Almanya, Belçika, Hollandada da söyledim . Son yıllarda da Japon halkına. 1990,1991de önemli konserler verdim Japonyada. 1995de 17 şehri kapsayan Japonya turnesine çıktım. Yaklaşık 45 gün sürdü. 3 CD gerçekleştirdim, 4.sü de hazırlanıyor. 1999da Hindistan ve Çine turneye gidilecek (maalesef bunu gerçekleştiremedi). Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Tataristan da turne programımıza dahil. 40 yıl boyunca, milyonlarca insana şarkılarımla dokundum.


17 dil bildiğiniz söyleniyor, bu doğru mu?

Hayır, abartmamak gerek.İngilizce, fransızcayı anadilim seviyesinde biliyorum. Biraz japonca biliyorum. Bu dili de oradaki kariyerimle paralel olarak öğrendim. Yani Japoncayı öğrenmek zorundaydım. Almanca, arapça, farsça, ispanyolca, italyanca da konuşabilirim. Okuyabilir ve çok iyi anlayabilirim. Konuşmak başka bir şey ama okumak daha kolay. Mesela, ispanyolca bir gazeteyi fransızca gibi okuyabilir ve anlayabilirim.


Büyük bir proje üzerinde çalışıyorsunuz. Osmanlı Devletinin 700. yılı ile ilgili bir belgesel hazırlıyorsunuz değil mi?

Bu konuda yeterince belgeye sahip olduğumu düşünüyorum. Haftalık televizyon programlarını bu projeye yoğunlaşmak için bıraktım. Bu 700. yıl benim için çok büyük bir fırsat. Bu belgeselde sadece imparatorluğun 700 yılından değil Türklerin 2000 yıllık hikayesinden de bahsedeceğim. Ekibimle Moğolistana sonra da Orta Asyaya çekimler için gittik. ( Bu belgeseli hazırlamaya da ömrü yetmemiştir)


Fransada Jean-Paul Roux, Deux mille ans de lHistoire Turque (2000 yıllık Türk Tarihi) adlı bir kitap yayınladı. 2000 yıl tanımından bizler biraz rahatsız olduk.

Bana göre bu tanım doğru. Önyargılı bakmamak, kanıtlara yönelmek gerekir. Çin arşivlerinde, Türklerin yüzyılın başından beri varolduğunu görürsünüz. Antikite biraz mat çünkü bana göre Ergenekon, Sümer, Hitit ve diğer orta Asya coğrafyasında var olan mitolojilerle biraz karışmış gibi. Ben biraz biraz bizim hikayemizi anlatmayı deneyeceğim. Zaten, arap arşivlerinde de 900ler civarında Türkleri görebiliyoruz.


Sizin özel stiliniz, saçlarınız ve yüzükleriniz de hayli ilgi çekti.


Ah, bu sadece dış görünüşle ilgili. Saçlar, yüzükler, bunlar birer görüntü. Bu bir Coca-Cola şişesi gibi. Onu farklı bir şişeye koyun aynı tadı alamazsınız. Bu bir birliktelik. Bu benim yazdığım şarkıların sözlerinde de var. İki kol düğmesinin hikayesi vardır. Bu tür elementleri neredeyse her şarkımda görebilirsiniz.

İnsanımız yurt dışında yapılan bu çalışmaları görmezden gelebilir fakat ülkemizde yaptığı Adam Olacak Çocuk en geniş kitleye ulaşan öğretici programdı . Türk insanının beynini yıkayarak kültürünü çökertmek için kanı , dehşeti ve ahlaksız programları saatlerce gözler önüne sunan bazı medya patronlarına televizyonculuk öyle değil böyle yapılır diyordu sanki.

Ekim 1988de TRTde yayınlanan 7den 77ye, Dönence, 4×21 Dolu Dizgin programları ile dünyayı defalarca turlar. Barış ve Ekibi bu program içi 10 yıl içinde Ekvatordan kutuplara , 5 kıtada 100den fazla yöreye , ülkeye gider.yaklaşık 600 bin km (ekvatorun çevresi 40076 km yani yaklaşık 15 kez dünyanın çevresini dolaşmış diyebiliriz)

Siyasete atılmayı da düşünen Barış Manço sağlık sorunları yüzünden bundan vazgeçmiştir .(iyi ki de öyle yapmış , iyi insan siyasette harcanır)

Barış Manço 1991 yılında devlet sanatçısı ünvanı, yine aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora ünvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya; Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı; Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.

31.0cak 1999 günü 01.25de Barış Manço vefat etti. Halil İbrahim Sofrası , Ahmet Beyin Ceketi ,Dört Kapı,Benden Öte Benden Ziyade gibi tasavvufi eserlerin sahibi olan bir insan sanırım ölümü de bir başlangıç olarak görmektedir.Onun ne demek istediğini anlayan insanlar için olun yaşayıp yaşamaması fark etmeycektir. Ölümsüz eserleri , yaptığı hizmetlerle ismi saygı ve rahmetle anılacaktır.


Bu Bilginin Kategorisi : Biyografi