Bedri Rahmi Eyuboğlu kimdir ? hakkında en iyi bilgi Sonders'te.
Ana sayfa
Atatürk
Bilgisayar
Bilim
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Dünya
Edebiyat
Felsefe
Fen Bilgisi
Fizik
Hukuk
İngilizce
İnternet
İslamiyet
Kimya
Kitap Özetleri
Matematik
Muhasebe
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sosyal
Spor
Tarih
Tarihte Bugün
Teknoloji
Turizm
Türkiye

Bedri Rahmi Eyuboğlu kimdir ?

Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 21 kişi öğrendi :)
Bedri Rahmi Eyuboğlu kimdir ?

bedri rahmi eyuboğlu


1913de Görelede doğdu. Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. Trabzon Lisesinde okurken, 1927de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocameminin öğrencisi oldu. Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine girdi. Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallının öğrencisi oldu. 1930da eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlunun yanına Parise gitti. Orada Andre Lhoteun yanında resim çalıştı. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada tanıştı.



Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın.


Yurda döndükten sonra 1934te D Grubunun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı. İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreşte açtı. 1934te katıldığı Akademinin diploma yarışmasında üçüncü oldu. Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğünde çalıştı. 1936daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. 1937de Cemal Tolluyla birlikte Akademinin Resim Bölümü Şefi Leopold Levynin asistanı oldular. Bedri Rahmi birçok ressamın katıldığı CHPnin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938de Edirneye, 1941de de Çoruma gitti. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadoluya özgü görünümler egemendir.


Soyunsun gözlerimin cilasında

İçerisinden aydınlanmış tarlalar

Soyunsun beyazlığı içlerinden gelen evler

Soyunsun utancını arzular

Yıkansın gözlerim yıkansın!..

(……)


Bedri Rahmi 1928de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine, 1933ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir. 1941den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir.


…ve nihayet gelip çattı

Bir dilimi zehir zıkkım

Bir dilimi candan tatlı.

Masallarla indi yere

Sebil oldu cümle hikayelere

kara kara kazanlarda kaynadı

Diyar diyar al kanlara boyandı

Türkülerde ateş alev yandı tutuştu

Gördes kiliminde nakış

Minyatür bahçelerinde suret kesildi.

Ve nihayet gelip çattı

Elveda belirsiz bedava sevince

Uçan kuşa eşe dosta elveda

Bütün haşmetiyle gelip çattı

Bir dilimi zehir zıkkım

Bir dilimi candan tatlı.


1940lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. 1947de İstanbulda özel bir atölye ve galeri açtı. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Parise gitti ve İnsan Müzesinde (Musee de Ihomme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri güzelin aynı zamanda yararlı da olabileceği, yararlı olmanın güzelin gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi.


Bedri Rahmi Akademideki ilk yıllarından sonra çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir. Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür.


(……)

Sorup duruyoruz:

Niçin nüfus küütklerinde her gün yeni bir isim,

Kitaplarda yeni bir kahraman?

Biz ölen ağaçları yontup

Gemilerimize direk yapıyoruz

Bizim canlarımızı alan acep onlarla ne yapar?


Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.

Niçin, biz bir defa doğuyoruz?


Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür nakışa dönüştüğü izlenir.


Bedri Rahmi 1927de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin sürdürmüş, Akademideki atölyesinde sayısız öğrenci yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve yararlı olmuştur.


21 Eyül 1975te İstanbulda öldü.


Bedri Rahminin Atölyesinin Girişinde Asılı Yemin


Bugüne kadar resim sanatı alanında

Yapılagelmiş olanları inceleyeceğime

Kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler

Arasında beni en çok saranlarını ayırarak

Onlara kendi aramalarımı, denemelerimi

Katacağıma

Alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop

Klişeleşmiş çiğnene çiğnene tadı tuzu

Kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma

Elimden çıkan her çizgiye

Her lekeye

Her renge

Her beneğe

Kendi aklımı

Kendi tecrübemi

Kendi tasamı

Kendi ömrümü, yüreğimi basacağıma

Aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak

Gözüm, kulağım, burnum,

Elim, belim, dilim, derim üstüne

Yemin ederim

Yemini bozduğum gün

Burdan giderim


Bu Bilginin Kategorisi : Biyografi