Çevremiz ve Çevre Kirliliği hakkında en iyi bilgi Sonders'te.
Ana sayfa
Atatürk
Bilgisayar
Bilim
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Dünya
Edebiyat
Felsefe
Fen Bilgisi
Fizik
Hukuk
İngilizce
İnternet
İslamiyet
Kimya
Kitap Özetleri
Matematik
Muhasebe
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sosyal
Spor
Tarih
Tarihte Bugün
Teknoloji
Turizm
Türkiye

Çevremiz ve Çevre Kirliliği

Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 426 kişi öğrendi :)
Çevremiz ve Çevre Kirliliği

ÇEVRE


Çevre denen kavram hepimizin içinde olduğu ama birey olarak bizim dışımızda olan canlı ve cansız varlıkların bütünüdür. İlk insanın ortaya çıkmasıyla insanın çevreyle ilişkisi başlamıştır. İnsan sayısı arttıkça çevre ile etkileşimde artarak bugünkü duruma gelindi.



Çevremizdeki canlı varlıklar; bitkiler, hayvanlar ve gözle görülemeyen organik bakteriler vb. Cansız varlıklar ise hava, toprak, güneş, su ve insan eliyle yapılmış yapıtlardan ibarettir

Canlı çevresiyle bir bütündür. Çevreyi oluşturan canlı yada cansız varlıklardan bir veya birkaçı olmazsa canlı yaşamını devam ettiremez. Canlı ve cansız varlıklar sürekli bir etkileşim içindedirler.


İNSANIN ÇEVRE İLE ETKİLEŞİMİ


Yukarıda da bahsettiğim gibi canlı ve cansız varlıklar birbirleri ile etkileşim içerisindedir. İnsan da bunlardan biridir. İnsan canlı çevreden bitkiler, hayvanlar, bakteriler; cansız çevreden hava, su ,toprak ve güneşten faydalanmaktadır. Bu ilişki bir zincirin halkaları gibi birbiri ile bağlanmıştır. Nasıl zincirin bir halkası koparsa o zincir bozulur. Aynı bu bağlantı da onun gibidir. Bir tarafta olan eksiklik bütün varlıklara dolaylı biçimde yansır. Bunun en belirgin örneğini beslenmeye dayalı döngüde görüyoruz.

Besin zinciri dediğimiz olay yeşil bitkiler, hayvanlar, çürükçül bakteriler ve bizler, yani insanlar arasında geçer. Bu zincirin ilk halkası olan bitkiler kendi çevrelerinden yani güneşten besin yapabilmek için gerekli enerjiyi topraktan, suyu ve çürükçüller tarafından ayrıştırılan mineralleri ve havada CO2 alarak kendi için gerekli besini üretir. Bu işlem sonucunda havaya O2 verir. Bu O2 canlıların yaşamını sürdürebilmesi için yaptığı solunum olayı için gereklidir. Hayvanların bazıları besin için bitkileri yerler, bazı hayvanlar ise canlı yiyerek beslenirler. İnsanlar ise hem bitki hem de hayvan yiyerek beslenebilirler. İnsanlar aldıkları besinin yakılması için O2 kullanırlar. Böylece besinlerden faydalanırlar. İnsanların ve hayvanların ölmesi, bitkilerin ise kuruması ile bu canlılar toprağa geçerler. Toprakta ise bizim göremediğimiz ancak faydalı olan ayrıştırıcı bakteriler mevcuttur. Bu bakteriler toprağa dönen organizmaları ayrıştırarak hem kendi besinlerini üretirler, hem de bir şekilde çevre kirliliğini önlemiş olurlar. Ayrıştırılan minareller tekrar bitkiler tarafından kökleri vasıtasıyla alınarak fotosentez için kullanılır. Fotosentez için canlıların solunum sonucunda havaya verdikleri O2 de bitkiler için çok önemlidir. Bu döngü bu şekilde devam eder.

Şimdi bir düşünelim; bu canlı yada cansız varlıklardan herhangi birini yok sayarsak ne olur? Örneğin bitkilerin olmadığını yada yok olduğunu var sayalım. O zaman insanların yaşaması için gerekli olan solunumu yapılabilmesi için gerekli olan O2 bir müddet sonra tükenecek. Besin kaynağı olarak bitkilerden faydalanan hayvanlar açlıktan ölecek, insanlar besinsiz kalacak. Bunun anlamı dünyada ki canlı hayat bitecek.

Bu döngüde herhangi bir canlı türü yok olursa bir müddet sonra düğer canlılarda bundan etkilenecektir. Aslında çevremize baktığımızda doğa kendi arasında müthiş bir denge kurmuştur. Bu denge yavaş yavaş bozulmaya başladı ve bizde artık bundan etkilenir duruma geliyoruz. Ama sonumuzu farkında olmadan biz hazırlıyoruz.

İnsanlar çevreden en fazla yararlanan aynı zamanda en fazla zarar veren canlı türüdür. Bunun en belirgin örneği O2 kaynağımız olan ve içinde bir çok hayvanın doğal dengesini kurduğu ormanların yakılması, yok edilmesidir. .


ÇEVRE KİRLİLİĞİ


Günümüzde çevre kirliliği önemli boyutlara ulaşmış ve insanlar tarafından hissedilir hale gelmiştir. Çevre kirliliğine yol açanların başında;

- Hızlı nüfus artışına bağlı plansız yerleşme,

- Gelişen sanayi ile fabrikaların çoğalması,

- Tarım alanlarında aşırı ilaçlamanın yapılması bu nedenlerden sadece bir kaçıdır.


SU KİRLİLİĞİ


Su bütün canlılar için hayati önem taşımaktadır. Su yeryüzü ve gökyüzü arasında sürekli bir dolanım halindedir. İnsanlar ve diğer canlılar için gerekli olan su bu dolanımda alınır, kullanıldıktan sonra tekrar bu dolanıma geri verilir. Su kirliliği ise bu kullanım sonucunda oluşan artık maddelerin suya karışması sonucu oluşur.


Plansız Yerleşme: Nüfus artışına bağlı olarak artan nüfusun barınabilmesi için yapılan konutlar, büyük şehirlerde göç sonucu insanlar tarafından bilinçsiz ve plansız yapılan gecekonduların alt yapı eksikliğinden kaynaklanan kanalizasyon sıvılarının nehirlere ve oradan da denizlere karışmasıyla gerçekleşiyor, bu canlılar için tehlike yaratıyor.

Fabrikanın Etkisi: Gelişen sanayi ile birlikte çoğalan fabrikaların denetimsiz ve sonuçları düşünülmeden kurulmasıyla ortaya çıkar. Fabrikalar atık maddeleri arıtmadan denize veya herhangi bir su birikintisine boşaltır. Bu zehirli atıklar su birikintilerinde veya denizlerde yaşayan canlıların yaşamlarını tehdit ederler. Zehirlenen balıklar ölür, ölmeyenler ise balıkçılar tarafından tutulup bizim sofralarımızda bizim sağlığımızı tehdit ederler.

Tarım İlaçları : İnsanlar tarım alanlarında daha fazla ürün alabilmek için gübre dahil olmak üzere birçok kimyasal madde kullanırlar. Aşırı kullanılan ilaçlar torakta verimsizliğe ayrıca yağmur sularıyla birlikte topraktan süzülüp yer altı sularına karışır. Buda kirliliğe yol açar.


HAVA KİRLİLİĞİ


Hava kirliliği; evlerin, fabrikaların bacalarından çıkan dumanlar, taşıtların egzozlarından çıkan zehirli gazların havaya karışmasıyla gerçekleşir. Hava kirliliği bir anlamda havadaki CO2 miktarının artması O2 miktarının azalması anlamına gelmektedir. Hava kirliliğine neden olan etkenler;

Motorlu Taşıtların Artması ; motorlu taşıtların icat edilmesiyle ulaşım oldukça kolaylaştı, fakat bunun yanı sıra araçlardan çıkan zehirli gazlarda fazlalaşarak hava kirliliğine neden oldu.


Nüfusun Artması-Sanayi Gelişimi ; nüfusun artmasıyla insanlar tarafından tüketilen odun, kömür miktarı da artmıştır. Ancak insanların gelir seviyesinin düşük olması ve buna bağlı olarak ısınmak için kullanılan kömürün kalitesinin düşük olması bu yanma sonucunda havaya daha fazla CO2 verilmesine neden oluyor.

Fabrikaların ise üretim sonucunda bacalarından çıkan dumanlar hava kirliliğine neden olan bir diğer etkendir.

Ayrıca günümüzde önemli olan konulardan biride ozon tabakasının incelmesidir. Buda hava kirliliğinin neden olduğu bir zarardır. Ozon tabakasında bu incelme devam ederse, insanlar için tehlikeli olan ve güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınlar canlı sağlığı için büyük bir tehdit oluşturacak.

Havadaki CO2 in su buharıyla birleşmesi sonucu asit yağmurları oluşur. Buda hem insanlar hem de bitkiler için oldukça zararlıdır. Bunun yanında yine havadaki CO2 miktarının artışına bağlı olarak dünyamızın aşırı ısınması ve iklimlerde, bitki örtülerinde değişikliğe neden olur. Kutupların ısınması buzulların erimesine, buzulların erimesi deniz seviyesinin yükselmesine buda deniz seviyesindeki yerleşim yerlerinin tehlikeye girmesine yol açar.


TOPRAK KİRLİLİĞİ


İnsan artıklarının ve sanayi atıklarının sağlığa uygun olarak ortadan kaldırılması ve tarım ilaçlarının bilinçsizce gereğinden çok kullanılması sonucu oluşur. Ayrıca kirlenmiş suyla sulama yapılmasıda etkilidir.


İnsanların Etkileri : İnsanlar evlerinin atıklarını genelde toprağa bırakırlar. Bunun yanı sıra yerleşim, ulaşım veya herhangi bir sebepten dolayı ormanların tahrip edilmesiyle ortaya çıkan erozyon da torak için önemli bir tehlike oluşturur.

Sanayi Atıkları : Sanayi atık sularının torağa sızması, katı ve ayrıştırılması zor atıkların toprak yüzeyine bırakılması sonucu oluşur. Üretilen plastik türü maddeler yada piller doğaya bırakıldıklarında ayrıştırılması yüzyılları bulabilen maddelerdir.

Toprak kirliliği; insanlara direk olarak, toprağın veriminin düşmesi, kullanılmaz hale gelmesiyle kendini gösterir. Dolaylı olarak ise kirli toprakta yetişen meyve yada sebzeleri yememizle bizde hastalık olarak kendini gösteriyor.*Toprakta hemen dönüşüme uğramayan maddeler torakta kalıcı kirliliğe yol açar. Bunlar açılan derin kuyulara gömülerek etkiler azaltılabilir.* (Fen İlkokul 5 - F-6)

Sanayide yeniden kullanılan maddeler geri dönüşümle tekrar kullanılabilir hale gelir böylece kirliliğe yol açmaz.


BESİN KİRLİLİĞİ


Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için besine ihtiyaç duyarlar. İnsanlar beslenme ihtiyaçlarını hem bitkilerden hem de hayvanlardan sağlarlar. Ancak besinlerin insanlar için uygun niteliğe sahip olması gerekir. Besin kirlenmesi değişik şekillerde olur. Kimi zaman toprak kirliliğinden, sulama yapılan suyun kirli olmasından bitkinin bünyesinde zararlı maddelerin depo edilmesiyle, kimi zaman ise taşımanın sağlıksız koşullarda yapılmasıyla gerçekleşiyor.


Ayrıca üretimin yapıldığı ortamın kirli olması da etkenlerden bir diğeri. Meyve ve sebzeler iyice yıkanmadan yenmesiyle bu bitkileri yiyen hayvanların insanlar tarafından tüketilmesiyle insan vücuduna girer. Buda insanın hastalanmasına ya da zehirlenmesine yol açar.

Aslında en önemlisi ve bütün bunların olmasını engelleyebilecek olan insanlarda bu bilincin uyandırılmamasıdır. Eğer bu bilinç verilmiş olsa bütün bu işlerde titiz davranılır ve herşeyin en başından itibaren sonuçları düşünülerek işe başlanırdı.

Çevre duyarlılığının gelişmesi ve korunması amacıyla kurulan gönüllü kuruluşlar vardır. Doğal Hayatı Koruma Derneği, Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Vakfı, Türkiye Çevre vakfı bunlardan bir kaçıdır.


İLKÖĞRETİM KADEMESİNDE ÇEVRE BİLİNİCİ


Aslında ilköğretim kademesine gelmeden çocuklarımızda bu bilinci uyandırmalıyız. Çok basit olarak çevrenin ne olduğu, ne gibi faydalarının olduğunu onlara anlatabiliriz. Yere çöp atmamayı, etrafı kirletmeme gibi olguları verebiliriz. Bu olgular yaş ilerledikçe daha belirgin hale geçer. İlköğretim 4. 5.sınıflarda Fen Bilgisi dersinin kitaplarında * Canlılar ve Çevre* , * Canlılar ve Biz*, * İnsan ve Çevre*, * Sağlığımız ve Çevre * gibi ünite başlıkları altında görülmektedir.

Öğretmenlerden aldığım bilgiye göre öğretmenler 1. sınıftan itibaren bu konu hakkında öğrencilere bilgi verdiklerini, 4.5. sınıfta ise ünite işlenirken konunun canlı örnekleriyle bire bir verdiklerini öğrencilerin katılmasını sağladıklarını ve böylece onların ne düşündüklerini öğrendiklerini, ayrıca çöp toplama, ağaç dikme gibi faaliyetlerde bulunduklarını anlattılar. Öğrencilerin çevre konusunda yetişkinlerden daha duyarlı olduklarını, televizyonlarda gördükleri hayvan katliamlarını, balık ölümlerine çok üzüldüklerini söylediler. Ayrıca bunların sadece hayvanlarla sınırlı kalmadığını zehirlenen balıkları yiyen insanlarda rahatsızlandığını biliyorlar.

Öğretmenlerin birçoğu Fen Bilgisi dersi dışında diğer derslerde de bu konunun konuşulabildiğini söylediler. Günlük herhangi bir olaydan çevre konusu açılabiliyor ve bu konu hakkında konuşulabiliyor.

Günümüzün çocukları bu şekilde devam ederlerse geleceğin iyi birer çevrecisi olabilir.

Gittiğim okulda gördüğüm bir faaliyet çok hoşuma gitti. Karton kutular yapılmış ve okulun içinde çeşitli yerlere koyulmuş. Bunların içine artık kağıtlar, plastikler atılıyor. Böylece bunların tekrar kullanılması sağlanıyor. Öğrencilerde bunu çok zevkli bir şekilde yapıyorlar.


ALINAN ÖNLEMLER


İnsanlar artık çevre kirliliğinin farkına vardılar. Kirliliği önlemek için tedbirler aldılar. Bunların arasında; şehirler için imar planları yapılması ve bu planlar uyarınca fabrikaların şehir dışında yapılması böylece toprak ve su kirliliğinin önlenmesini sağlayacaktır. Ayrıca bacalara filtre takılması ve atıklar içinde arıtma tesisi kurulması zorunlu hale gelmiştir. Isınma amacıyla doğal gazın kullanılması, araçlarda kurşunsuz benzin kullanımı teşvikiyle hava kirliliği önlenmeye çalışılmaktadır. Ayrıca belediye ve bazı derneklerce çevremizin güzelleşmesi için parklar, bahçeler yapılmakta, nesli tükenmekte olan hayvanlar koruma altına alınmaktadır.

Bu gibi önlemler alındıktan sonra sürekli denetim yapılmalı, sağlığa uydun olmaya yerler kapatılmalı.


Buna göre; İlköğretim kademesinde ise çocuklara tutumlu olmaları, yere çöp atmamaları, boşa kağıt harcamamaları konusunda bir uygulama yapılabilir. Örneğin çocuklara yere çöp atmadıkları taktirde (+) verilebilir. Bu baştan (+) almak için yapılacaktır ama daha sonra alışkanlık kazanılacaktır ve sadece çevresel faaliyetler ünitelerle sınırlı olmamalıdır. Bütün eğitim-öğretim dönemi içinde yapılmalıdır. Böylece bizde olmayan ya da yetersiz olan çevre bilincinin gelecek nesilde olmasını sağlayabiliriz.


KAYNAKLAR


İlköğretim çevre, sağlık, trafik, okuma 5

(T.Fikret Çağıran / Sevgi Nur Petsoy /M.Metin Arslan / Sevgi Dinçkal / Semra Gürtan

/ Hanım Özhan / Şakir Güneş / Leyla Fidenay / Osman Alacak)

Milli Eğitim Basımevi İstanbul, 1996 M.E. yayınları


İlköğretim Fen Bilgisi 5

(Müjgan ÖĞMEN/Ali ÖĞMEN)

Ali ÖĞMEN Yayınları 1995-1


İlköğretim Fen Bilgisi 5

(Cengiz Yalçın / Hamza Yılmaz / Musa Doğan / Selma Şimşek / Şevket Üzün / Tevfik Yıldırım / Nuri Korkmaz / Gülçin Gültiken / Cemile Taşçıoğlu / Arife Evrensel / Sadakat Özdemir)

Milli Eğitim Basımevi İstanbul, 1994


Testli-Uygulamalı Çevre, sağlık, trafik, okuma 4 (Nazmi Şentürk)

Mutlu Yayıncılık San. Ve Tic. Ltd. Şti. Ocak, 1993


Bu Bilginin Kategorisi : Coğrafya