Dede Korkut Kitabı hakkında en iyi bilgi Sonders'te.
Ana sayfa
Atatürk
Bilgisayar
Bilim
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Dünya
Edebiyat
Felsefe
Fen Bilgisi
Fizik
Hukuk
İngilizce
İnternet
İslamiyet
Kimya
Kitap Özetleri
Matematik
Muhasebe
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sosyal
Spor
Tarih
Tarihte Bugün
Teknoloji
Turizm
Türkiye

Dede Korkut Kitabı

Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 66 kişi öğrendi :)
Dede Korkut Kitabı

DEDE KORKUT KİTABINDA

SONUÇ


Dede Korkut Kitabında kadın karakterler ve onların oluşturduğu tipler hakkındaki bu incelemeden çıkan ilk ve en önemli sonuç kitapta temel olarak iki temel kadın tipe yer verilmesidir. Bunlardan birincisi ideal anne ve eş tipi, ikincisi de ideal sevgili tipidir.

Üçüncü grupta yer verdiğimiz yardımcı tipler ise her eserde bulunması bir tür ihtiyaç olan yardımcı karakterlerin oluşturduğu kardeş, hizmetçi, cariye vb. tipidir.


İkinci ve belki de daha önemli bir sonuç ise kitapta kötü veya hain kadın karakter ve tipe yer verilmemiş olmasıdır. Kitap bu açıdan değerlendirildiğinde bu durumun onun yazılış amacından kaynaklandığını söyleyebiliriz.


Kitapta yer alan oniki hikaye her ne kadar erkek kahramanların yaşadığı olaylar gibi anlatılmışsa da, erkeklerin hakim olduğu bir toplum yansıtılıyor gibiyse de, ki bu durum göçebe toplumun erkek gücüne duyduğu ihtiyaç ve onların kimliklerinin ön plana çıkartılmaya çalışılmasından ve destan anlatıcısı ve yazarının da olayları bu şekilde yansıtmak zorunda kalmasından kaynaklanmaktadır. Kitapta yer alan, başarılarından bahsedilen kadın kahramanlar hiç de az değildir.


Burada kitabın yazılış amacı ve mesaj aktarımından kısaca bahsederek konuyu tamamlamak istiyorum. Araştırmacılar tarafından bir geçiş dönemi eseri, yani destan devrinden roman-hikaye dönemine, göçebe hayattan yerleşik hayata geçiş devri eseri olarak kabul edilen Dede Korkut Kitabındaki giriş ve destansı hikayelerin bir geçiş dönemi eseri özelliği arz etmesinin temel sebebi, eserin yazıya geçirildiği yüzyılın özellikleri ve yazarının vermek istediği mesajlardan kaynaklanmaktadır.


Kültür ve medeniyet değiştirme hiçbir toplum için kolay değildir. Bir toplumun yeni bir kültür anlayışını benimsemesi ve yeni bir medeniyet çevresine dahil olması uzun süreli bir hadisedir. Bu değişim ve bunun sonucunda beklenen gelişim mutlaka tepki görecek, sosyal huzursuzluk ve rahatsızlıklar kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Böyle durumlarda, toplumlar sık sık geçmişe dönüp, geleceğe yönelik yeni belirlemeler yapar. Tarihte yaşanmış örnek olayları yeniden tahlil ederek, içindeki bulundukları çaresizliklere ve problemlere çare aramaya çalışırlar, işte Dede Korkut Kitabında anlatılan olaylar da yazıldığı dönemde yaşanan olayları yeni bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalışan, 9.-11. yüzyıllardaki problemlerin nasıl aşıldığını 15.-16. yüzyıllarda yaşanan sosyal ve ekonomik çalkantıya çare arama konusunda yardımcı olmaya çalışan bir eser olarak da görülebilir. Bu durum Dede Korkut Kitabının edebi açıdan değerlendirilmesi sonucunda açıkça ortaya çıkar. Kitap belli anlatmaların belli bir sıraya göre anlatımı içinde düzenlenmemiştir. Yani, belli bir kompozisyon fikrinden ziyade, kitabın sosyal kaygıyı ön planda tutan bir çerçevede oluşturulduğu söylenebilir. Yazarının Bamsı Beyrek Hikayesinde özellikle belirttiği; Ol zamanda beylerin hayır duası hayır dua, bedduası beddua idi, duaları kabul olunurdu.4 sözleri, kitabın yazıya geçirildiği dönemdeki yöneticilere bir tür uyarıdır.


Günümüzde de benzer bir sosyo-ekonomik sıkıntı söz konusuysa, aile yapımızda, kadın ve erkek arasındaki ilişkisinde, kadının çağdaş Türk toplumundaki konumu ve öneminde ciddi tartışmalar yaşanıyorsa, gelin biz de Dede Korkut Kitabındaki iyi ve güzel değerleri, ideal insan tiplerini örnek alalım ve örnek aldığımız insanların güzel hasletlerini içinde bulunduğumuz şartlara uygun olarak kullanalım.


Dede Korkut Kitabında verilmek istenen mesajlar iki değişik tarzda sunulmuştur. Bunlardan birincisi şahsi değerler, ikincisi de aile ve sosyal değerlerin sunumudur. Başka bir ifadeyle söylemek gerekirse, anlatmalarda herhangi bir başarı göstermek suretiyle şahsi kimlik oluşturulmaktadır. Bu kimliğin oluşumunda kadınlar erkeklerden çok uzakta değildir ve hatta erkek kimliğinin ortaya çıkmasını sağlayan temel sebeptir. Kitaptaki oniki hikayenin on-birinde Oğuzun beyleri veya çocuklarının başarılarından bahsedilerek, bu başarıları gösteren kahramanların adları aynı zamanda söz konusu hikayenin de adı olarak verilmiştir. Diğer taraftan bakıldığında ise, bir kahramanın gösterdiği başarı aynı zamanda onun ailesinin ve Oğuz boyunun başarısıdır.


Kitap, tamamı itibariyle aile ve toplum bütünlüğünün mesajı üzerine kurulmuştur. Her anlatmanın başında bahsedilen Oğuz yurdunun birliğinden bahsedildikten sonra, bunu bozmaya yönelik bir tehlike anlatılmakta, Oğuz beylerinden oluşan, anlatmaların kahramanları bu tehlikeyi ortadan kaldırmakta ve başta bahsedilen bütünlük yeniden tesis edilmektedir. Her anlatmanın sonunda Dede Korkutun gelip dua etmesi, birlik ve bütünlükten, ancak hem aile, hem de toplum bütünlüğünden bahsetmesi bu amaca yöneliktir. Kahramanlık, kendini adama ve hayatını ortaya koyma hadisesi bir kişinin kendisinden önce toplum ve millet için yapıldığında bir değer haline gelir, kahramanlık olarak kabul edilir. Aksi takdirde, kişi kendisi için istediği kadar başarılı olsun, istediği kadar güç ve kuvvete sahip olsun, bu başarı ve güç en alt seviyede aileye ve en üst seviyede ise bir millete adanmadığı takdirde, yani aile ve toplum bütünlüğünü koruma ve pekiştirmeye yaramadığı zaman toplumsal değer haline gelmez ve kahramanlık kavramıyla ifade edilmez. Bu bakımdan Dede Korkut Kitabı Türk toplumunun kadını ve erkeği ile bütünlüğünü vurgulayan, Türklerin dahili ve harici tehlikelere karşı bütünlüğünü nasıl koruyacağını ve sürdüreceğini anlatan bir kitaptır.


Günümüz Türkiyesinin en başta gelen sıkıntılarından birisi de göçebe hayattan yerleşik hayata geçişi tamamlayan Türk insanının, şimdi de bütün fertleriyle çağdaş şehirleşme hayatına geçiş dönemini yaşamakta oluşudur. Böyle bir geçiş döneminde yaşayan bizler için şartlar kolay değildir. Bu noktada ne feminizmin, ne de başka bir sistem ve düşüncenin Türk insanının problemlerine çözüm getirmesi söz konusu değildir. Türk insanı kendi eserlerini inceleyip, kendi düşünce sistemini kurarak sorunlarını çözmek zorundadır. Bu sebeple de Dede Korkut Kitabının özellikle aile bireyleri ve kadın-erkek ilişkisi açısından yeniden değerlendirilmesi bir mecburiyettir. Türk toplumunun kendi kendisine üreteceği yeni fikirler bizim sorunlarımızın çözümünü oluşturacaktır.


Bu Bilginin Kategorisi : Kitap Özetleri