Dede Korkut Kitabında Kadın Tipleri
DEDE KORKUT KİTABINDA
KADIN TİPLERİ
Asıl kaynağı sözlü edebiyat geleneğimiz olmakla birlikte, Türk yazılı edebiyatının en seçkin eserlerinden birisi de Dede Korkut Kitabıdır. Yazarının kimliği bilinmeyen, yazıya geçirildiği dönem 15.-16. yüzyıllar olarak tahmin edilen bu kitabın bilinen iki yazmasında mevcut olan oniki destanı hikaye ve bir giriş, eserde konu edilen olayların ve bu olayları yaşamış olan Oğuz Türklerinin 9.–11. yüzyıllara ait hayatlarını konu eder. Başka bir ifadeyle Oğuzların devlet ve boy teşkilatlarını, dost ve düşmanlarını, sevinç ve kederlerini, gelenek ve göreneklerini, ekonomik ve sosyal hayatlarını anlatır. Kitaptaki giriş ve destani hikayelerde bilgi verilen hususlardan birisi de hiç şüphesiz beşeri karakterler ve bunların temel özellikleridir.
İdeal ve örnek insan tipi her toplum ve kültürün her dönemde araştırdığı, özelliklerini ve sınırlarını yeniden belirlemeye çalıştığı bir meseledir. Bu sebeple, her edebi eserde farklı karakterlerle karşılaşır ve bunlardan çıkan yeni tip belirlemeleri yaparız. Her edebi eserde özellikleri yeniden belirlenen bu karakterlerin oluşturduğu tiplerden kendimize örnekler seçer veya çevremizdekilere bunları örnek olarak gösteririz. Bu karakterler arasından ideal tip olarak belirlenenlerin özellikleri çocuklara veya yeni nesillere örnek gösterilir. Kültürler arası temel farklardan birisi de bu ideal insan tiplerinin her toplum tarafından farklı bir şekilde belirlenmesinden kaynaklanır. Ancak bazı karakterlerin tip özellikleri milletlerarası olduğu gibi, bazı karakterler de tamamen millidir. Örneğin, Mustafa Kemal Atatürk gibi hepimizin çok iyi tanıdığı bir karakter hem milli, hem de milletler arası örnek alınan yeni aydın ve devlet adamı tipidir. Yine sadece kendi toplumuna değil, bütün insanlığa hizmet eden bilim adamları, mucitler ve kaşifler bilim adamı ve aydın insan tipi olarak çocukluğumuzdan itibaren hayat hikayelerini okuyup, kendilerini örnek aldığımız ideal insan tipleridir. Milli tipler ise hayatları ve yaşadıkları olaylar daha çok sözlü ve yazılı kaynaklarda anlatılan karakterlerdir.
Burada kısaca edebi eserde karakter ve tip arasındaki ilişkiden bahsetmek istiyorum. Edebi eserlerde anlatılan olay, kahraman veya kahramanlar etrafında örülür. Bir anlatmadaki iç ve dış dünyaya yönelik olayları veya vakayı yaşayan kişiler karakter veya karakterlerdir. Bunlar her anlatmada çeşitlilik gösterir ve sabit özellikleri çok azdır. Edebi yani fiktif olan karakterler her yazarın muhayyilesinde oluşturduğu özellikleri yansıtırlar.
Tip ise, tek bir eserde değil, benzer özellikleriyle bir çok eserde karşımıza çıkan kesin bazı sabit özelliklere sahip olan karakter veya karakterlerdir. Tipler muayyen bir devirde toplumun inandığı temel kıymetleri temsil ederler. Bunlar arasında toplumun sevmediği, küçük gördüğü, alay ettiği tipler de vardır.1
Edebi yaratmalardan destanlarda ideal insan tipi daha çok kendi şahsi hırslarının ve arzularının çok üstüne çıkmış, kendi toplumu için her defasında hayatını ortaya koyma cesaret ve kabiliyeti göstermiş karakterler etrafına bina edilmiştir. Destanlarda anlatılan kahramanlıkları yaşayanlar, üstün başarı gösteren karakterler genellikle erkek karakterlerdir. Bunun sebebini antropologların görüşlerinden de yararlanarak şöyle açıklamak mümkündür. Göçebe veya pastoral toplum yapısında iki tür mücadele esastır. Bunlardan birincisi, geniş sürülere sahip olan aynı boya mensup kişiler arasında söz konusu edilen mücadeledir, ki biz buna destanlarda bir mücadeleden daha çok, bir tür yarışma olarak rastlarız. İkincisi de aynı soydan, aynı boy ve kabileden gelenlerin ortak çıkarları için dıştan gelen tehlikelere karşı mücadeleleri. Bunların her ikisi de toplumda erkeği saldırgan (agressive) yapar. Dolayısıyla, her iki durumda da yapılan mücadelelerin anlatımı da çoğunlukla erkeklerin mücadelesi gibi yansıtılır. Böylece bir boy veya kabile içinde başarılarından söz edilen, boy yönetiminde söz sahibi olan şahsi erkek karakterler ön plana çıkar. Ancak bu karakterler ve oluşturdukları tip özellikleri, toplum çıkarlarıyla çatışmayan, aksine toplum şemsiyesi altında sunulan özelliklerdir.
Destanlarda kendilerinden söz edilen, başarıları anlatılan kadın karakterler de az değildir. Peki bu destanlarda kadın karakterler ve onların oluşturduğu tipler, ideal insan olarak nasıl anlatılmış ve tanımlanmıştır? Dede Korkut Kitabı gibi Türk edebiyatının bir şaheserinde kadının yeri ve özellikleri nelerdir? Dede Korkut Kitabında ideal kadın tipleri nelerdir?
Bu bildirinin konusunu oluşturan Dede Korkut Kitabında kadın tiplerin incelenmesi yukarıda sorulan sorulara cevap aramaktır. Her ne kadar ilk yaratıldıkları sözlü çevrenin ve daha sonra da yazıya geçirenin dünya görüşünü, ideal insan anlayışını, erkek ve kadın tiplerin özelliklerini yansıtsalar da, dünyanın endüstri çağını ve bunun uzantısı olarak da uzay ve bilgi dönemlerini yaşadığı günümüzde, bütün alanlarda yaşadığı sıkıntılarla bu çağı yakalama mücadelesi veren ülkemizde, Dede Korkut Kitabındaki kadın karakterlerin başarı ve mücadeleleriyle, bir eş, bir anne ve sevgili oluşlarıyla günümüz Türk insanına, özellikle de Türk kadınına örnek olup, olamayacağını inceleyerek sonuçlarını ortaya koymak istedik.
Dede Korkut Kitabı içinde yer alan kadın karakterleri bütün özellikleriyle inceledikten sonra, bunların oluşturdukları tipleri üç grup içinde topladık:
I. ideal Eş ve Anne Tipi
II. ideal Sevgili Tipi
III. Yardımcı Tipi.
Bu üç grup içinde değerlendirebileceğimiz kadın karakterleri ele almadan önce, Dede Korkut Kitabının giriş kısmında özellikle verilen ve dört grupta ele alınan kadın tiplemelerini vermek yerinde olacaktır.
Dede Korkut dilinden ozan der: Kadınlar dört türlüdür. Birisi solduran soptur. Birisi dolduran toptur. Birisi evin dayağıdır. Birisi ne kadar dersen bayağıdır.2 Kitapta bu dört grup içinde ele alınan kadınlar çeşitli tip özellikleriyle tanıtılmakta ve bunlardan sadece kendisinden, evin dayağı (evin direği, temeli, dayanağı) olan şöyle tasvir edilmektedir; Ozan, evin dayağı olan odur ki, kırdan yabandan eve bir misafir gelse, kocası evde olmasa, o onu yedirir içirir, ağırlar azizler gönderir. O, Ayişe, Fatma soyundandır hanım. Onun bebekleri yetişsin. Ocağına bunun gibi kadın gelsin.3 Bu tasvirden de açıkça anlaşılacağı üzere, kitaptaki kadın karakterlerin ideal bir tip belirlemesi daha baştan yapılmıştır. Dolayısıyla, kitapta yer alan oniki destani hikayede kendilerinden bahsedilen kadın karakterler de fiziki özellikleri ve yaptıkları ile bu ideal tipe uygun olacaktır. Her ne kadar bu tasvirde dini unsurlar ön planda gibi görünse de, esas olan Türklerin öteden beri sahip olageldikleri gelenektir. Yani bu tasvirde ideal olarak tasvir edilmiş olan kadın tipi, Türk gelenekleri çerçevesinde tanımlanmaya çalışılmıştır.
Bu noktadan başlayarak Dede Korkut Kitabındaki kadın karakterler ve bunların oluşturduğu tiplere sırasıyla göz atalım:
I. İdeal Eş ve Anne Tipler
Bu grupta grup içinde ele alınan kadın karakterler, ya bir eş, ya bir anne, veyahut da hem eş, hem de bir anne olarak kitapta yer almıştır. Kitapta bu konumda olan bütün karakterlere bu grup içinde yer vermekle birlikte, biz bunlardan ideal eş tipine uygun olarak değerlendirdiğimiz üç tanesini değerlendirmeye aldık. Diğer karakterler hakkında ise sadece kısa bilgi verdik, ideal eş ve anne veya sadece ideal eş tipine uygun karakterler şunlardır:
1.1. Dirse Hanın Hanımı ve Boğaç Hanın Annesi
Anlatmada adı verilmeyen bu eş ve anne tipi kocasının kızgın olduğu bir anda ona ters cevap vermeyen, aksine onu sakinleştirip, onun üzüntü ve kaygısını paylaşan, kocasına yaşadıkları problem (çocuksuzluk problemi) konusunda çözüm bulması için akıl veren zeki bir kadın karakterdir. Soylu bir aileye mensup olduğu, kendisine han kızı diye hitap edilmesinden anlaşılan bu eş, ideal es tasvirine uygun bir karakterdir.
Anlatmada oğlunun doğumundan sonra kendisinden, Dirse Hanın eşi ve Boğaç Hanın annesi olarak bahsedilen bu karakter, kocasının aksine zayıf düşünmeyen, kocası gibi başkalarının sözleriyle hareket etmeyen, başkalarının sözüne kolayca kanmayan bir karakter olarak karşımıza çıkar. Anlatmanın ilerleyen kısımlarında oğlunu korumak konusunda kocasından daha akılcı düşünen bu kadın, başkalarının sözlerine inanarak oğlunu öldürmeye kalkışan kocasından, ideal bir anne olarak oğlunu sorar. Ağır yaralı olarak kocası tarafından ölüme terk edilen oğlunu kurtarmak için mücadele eden ve bu uğurda her türlü fedakarlığa katlanan bu ideal anne sonuçta oğlunu kurtarır. Aynı şekilde eşinin hain kırk yiğit tarafından kaçırılması karşısında da kayıtsız kalmayan bu anne, bu defa da kocasını kurtarmak için mücadele eder. Oğlunu, kocasını kurtarmaya ikna eden bu eş, sonuçta oğluyla eşinin bütünleşmesini sağlar.
Bir eş ve anne olarak, Dirse Hanın hanımı, kadının aile içinde baba kadar ve hatta ondan daha da önemli olduğunu gösteren bu kadın karakter Türk toplumunda ailenin ayakta durması ve devamlılığı için kadının konumunu vurgular. Bilge bir eş, sevgi dolu bir anne ve soylu bir aileden gelip han kızı olan Dirse Hanın hanımı belki de kocasının hanlık sıfatına sahip olmasında da etkili olmuş birisidir.
1.2. Burla Hatun
Burla Hatun karakteri bir eş ve anne olarak kitaptaki ikinci, dördüncü ve onbirinci hikayede karşımıza çıkan bir karakterdir. Burla Hatun her üç hikayede de aynı sosyal konuma sahip olmakla birlikte, yani hem bir eş, hem de bir anne olarak tanıtılmakla birlikte, anlatmalardaki fonksiyonları arasında farklılıklar söz konusudur. Burla Hatun, ilk olarak Salur Kazanın Evinin Yağmalanması Destanında karşımıza çıkar. Adı geçen destanda hem Salur Kazanın eşi ve hem de Uruz Beyin annesi olarak tanıtılır. Bu anlatmada Burla Hatun, Oğuzun düşmanı olan tekfur tarafından oğluyla birlikte esir edilmiştir. Burla Hatun ya tekfura sakilik yapıp onunla birlikte olması, ya da oğlunun öldürülmesi tehdidiyle karşı karşıya kalan bir anne ve eş konumundadır. Bu durum, onun namus kavramıyla özdeşleştirdiğini gösterir. Burla Hatun, kocasının ve Oğuzun namusunu lekelemektense, oğlunun ölümünü tercih zorunda kalan çaresiz bir anne konumundadır. Ancak bu çaresizlik Oğuz beylerinin müdahalesiyle düzeltilmiştir.
Bu anlatmada soylu bir aileye mensup olan Burla Hatun, seçkin bir eş ve anne tipi oluşturmakla birlikte, kendisine çok fazla seçim hakkı tanınmaması bakımından pasif bir tiptir.
Burla Hatun karakteriyle bir eş ve anne tipi olarak ikinci defa Uruz Beyin Esir Olması hikayesinde karşılaşırız. Kocası ve oğlunun birlikte giderek kocası Kazan Hanın yalnız dönmesi üzerine kocasını, oğlunu kurtarmaya gitmesi konusunda zorlayan bir anne olarak gördüğümüz Burla Hatun, bu hikayedeki fonksiyon ve tavrıyla Dirse Hanın hanımıyla aşağı yukarı aynı şekilde hareket eder.
Anlatmada, kocasının da gidip dönmemesi üzerine kırk ince belli kızı yanına alan Burla Hatun, hem kocasını, hem de oğlunu kurtarmaya gider ve Oğuz beyleriyle birlikte düşmana karşı savaşarak istediklerini elde etmeyi başarır. Yani hem oğlunu hem de kocasını kurtarır. Bu anlatmada oldukça farklı bir şekilde gördüğümüz Burla Hatun karakteri, başına gelenlere razı olmayan, kaderini tayin etmek için mücadele eden bir eş ve anne tipindedir. Burla Hatun burada oldukça aktiftir. Yukarıda adı geçen anlatmada tasvir edilen Burla Hatun karakterleri birbirini tamamlamakta ve ideal Türk anne ve eş tipini vermektedir.
Burla Hatun karakteri son olarak Salur Kazanın Esir Olup, Oğlu Uruzun Çıkardığı Destanda karşımıza çıkar. Dede Korkut Kitabında dördüncü sırada yer alan anlatmada nasıl kocasını, oğlunu kurtarmaya gönderen bir anne ise, burada da kocasını kurtarması için oğlunu zorlayan bir eş olarak karşımıza çıkar.
Burla Hatun karakteri yukarıda isimlerini verdiğimiz üç anlatma arka arkaya okunduğu zaman tam olarak anlaşılır. Burla Hatun bu üç destanda ideal bir eş ve anne olarak örnek alınması gereken birisidir. Burla Hatun evine kapanmış, haremde oturan bir eş ve anne değil, aksine ailenin temsilinde ve ailenin bütünlüğünün korunmasında, koca ve baba kadar önemli bir konuma sahip, soylu bir kadındır. Burla Hatun hem ailenin namusu, hem kocasının, hem de oğlunun kurtarıcısıdır. Ailesini ayakta tutan, onların iyi ve kötü anlarını paylaşan, toplumda daima kocasının yanında yerini alan, zekası, fiziki güç ve kabiliyeti ile ailesi ve topluma destek olan ideal bir tiptir. Böyle bir tipi farklı anlatmalarda farklı tavırlarda tanıtan yazar, okuyucusuna Burla Hatun tipiyle ulaştırmak istediği mesaj konusunda başarılı olmuştur.
1.3. Deli Dumrulun Eşi
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanı Dede Korkut Kitabı yazarının vermek istediği mesajları en açık ve yalın bir şekilde yansıtan, kitabın ideolojik yönünü en iyi şekilde sunan bir anlatmadır. Tabii ki bu anlatmada konu edilen karakterler de bu ideolojiyi en uygun yansıtacak şekilde yaratılmıştır. Anlatmada ismi verilmemesine rağmen, Deli Dumrulun hanımı, yaptıklarıyla çok özel bir eş özelliği kazanmıştır. Bu eş, Azraile karşı gelmenin cezası olarak canını kaybedecek olan kocası için canını vermeye razı olan tek kişi olarak anlatılır. Fakat, bu kadının, kocası için canını vermeyi kabul etmesi tek başına bir şey ifade etmez. Onun hareketi ancak, Deli Dumrulun kendi hayatının bağışlanması için canının yerine can bulmak zorunda kalması ve kendisi için canını feda eder düşüncesiyle önce babasına ve annesine gidip onlardan kendi yerine can vermelerini istemesi, onların bu teklifi reddetmeleri ve sonuçta çaresiz kalan Deli Dumrulun, eşinden can istemeyi bile düşünmeden, sadece onunla vedalaşmak amacıyla eşine gidip içinde bulunduğu durumu anlatması ve eşinin de Dumrulun yerine canını feda etmek istemesiyle anlam kazanır. Anlatma, Dumrul ve eşine Tanrı tarafından uzun ömür verilmesi, diğer taraftan baba ve annenin canlarının alınmasıyla son bulur.
Dikkat edilirse, burada üzerinde durulan ilk husus Tanrının birliği ve kudretidir. İkinci önemli nokta ise, Tanrının sevenlere ve fedakarlık yapanlara karşı sevgisi ve cömertliğidir. Dumrulun eşi karakteri etrafına örülmüş olan fedakarlık fikri, aile bütünlüğü ve bunun sonucunda elde edilen mükafat mesajı, bu karakteri ideal eş tipi haline getirmektedir. Burada yeni evli çiftlerin sıkıntılarından en çok sözü edilen, evlenen çiftler arasında karşı tarafın anne ve babasına karşı hareketlerden dolayı ortaya çıkan problem söz konusu edilir. Başka bir ifadeyle, genç çiftin kendilerinin de bir aile oluşturdukları, anne ve babanın artık onların kendilerine ait bir hayatı olduğunu kabul etmeleri ve bu çiftin birbirleri için gerektiğinde anne ve babadan önce fedakarlıkta bulunmaları gerektiği vurgulanmıştır. Türk ailesinde kadının yer ve önemini vurgulayan en güzel örneklerinden birisini teşkil eden Deli Dumrulun hanımı, ideal eş olarak günümüzde de örnek alınabilecek bir tiptir.
Dede Korkut Kitabında ideal eş ve anne tipinin en belirgin şekilde Dirse Hanın Hanımı, Burla Hatun ve Deli Dumrulun eşi karakterleri tarafından yansıtıldığı görülür. Bu üç karakter, gerektiğinde kocalarına akıl veren, ailenin ayakta durması ve devamlılığı için kocalarından daha fazla mücadele eden eş ve anne tiplerdir. Bu tipler anne olarak çocuklarını koruyan, onların geleceğini düşünen, onların yaşamaları ve başarılı olmaları için çocuklarına kocaları kadar yardım eden karakterlerdir. Bu tipler soylu olmakla birlikte, sarayda veya çadırda oturup bekleyen tipler değildir. Yani pasif değil, aktiftirler. Türk aile yapısı içinde kadının önemini açıkça vurgulayan bu eş ve anne tipler kadının aile için kocası kadar önemli olduğunu vurgulayan dışa dönük tiplerdir. Bu bakımdan genel olarak bunları Alp Tipine uygun kadın tipler olarak adlandırabiliriz.
Kitapta özellikleri çok dar bir şekilde annelik veya eşlik olarak belirlenmiş diğer kadın karakterler ise şunlardır:
I. 1. Bay Börinin Eşi ve Bamsı Beyrekin Annesi
Bay Börinin eşi ve Bamsı Beyrekin annesi olarak tanıtılan bu karakterle anlatmanın sonlarında karşılaşırız. Oğlu için acı çeken ve üzülen bir anne olarak bu karakter de diğer iki anneden çok farklı olmamakla birlikte, olaylara katılımı bakımından diğer karakterler gibi oldukça siliktir.
I.2. Deli Dumrulun Annesi
Yukarıda sözünü ettiğimiz Deli Dumruiun eşinin karakteriyle anlatmada tezat oluşturan bu anne, oğlu için canını vermeyi kabul etmeyen bir annedir. Burada şunu hemen belirtmek gerekir ki, çocuğu için fedakarlık yapmayacak anne ve baba yoktur. Ancak, kitaptaki diğer annelerin tersine ve özellikle de Deli Dumrulun eşi karakterine tezat oluşturmak amacıyla böyle tasvir edildiğini düşündüğümüz bu anne, diğer anne ve eşlerin değerinin daha iyi anlaşılmasını da sağlamaktadır. Dede Korkut Kitabında çocuğu ve çocukları için fedakarlık yapmaya razı olmayan tek anne tipi budur ve dolayısıyla Tanrı tarafından canı alınmak suretiyle cezalandırılır.
I.3. Kan Turalının Annesi
Bir anne tipi ve karakter olarak bu anne, Kan Turalının evinden ayrılması sırasında tanıtılan ve kendisinden izin istenilen Hatun anadır ve Bey Babanın yanındadır. Anlatmada oğlu için üzülen, ancak onun başarılı olmasını da arzulayan bu anne, diğer anne tiplerden çok farklı olmayıp, olaylara katılımı bakımından pasiftir.
I.4. Tepegözün Annesi Olan Peri Kız
Dede Korkut Kitabında olağanüstü varlıklardan olan ve motiflerden birisi olarak karşımıza çıkan Peri Kızı karakteri, kitabın ideolojisine uygun olarak insanın insanla evlenmesi ve bu evliliğin gelenek ve inançlara uygun şekilde olması gerektiğini, meşru olmayan ilişki sonuçlarının, sadece bir kişiyi değil, toplumu da etkileyeceğini vurgulayan bir karakterdir. Kendisine bir çoban tarafından tecavüz edilen Peri Kızı, doğurduğu Tepegözü Oğuza bir bela olarak bırakır. Diğer taraftan bir anne olarak değerlendirildiğinde, kendi çocuğu olan Tepegözü korumak konusunda, onun da diğer annelerden farksız olduğu görülür. Oğlunun parmağına taktığı sihirli yüzükle onun vücudunu koruyan anne de diğer anneler gibi hareket eder.
I.5. Oğlunu Kurtarmaya Çalışan Bir Anne
Bu kadın, Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanda, çocuklarını kaybetmeye dayanamayan bir annedir. Hikayede çok önemli olmamakla birlikte, Basatın Tepegöze karşı savaşmasına yol açan ve kendi çocuğunu kurtaran bu anne, diğer annelerden çok farklı değildir.
I.6. Begilin Eşi
Begil Oğlu Emren Destanfnda, Begilin eşi olarak tanıtılan bu karakter, eşinin üzüntüsünü paylaşan, onun derdine çare arayıp, tavsiyede bulunan bir karakter olarak ideal eş tipinde değerlendirdiğimiz diğer karakterlerle birleşir.
I.7. Segrekin Annesi
Uşun Koca Oğlu Segrek Destanında karşılaştığımız bu anne, Segrekin, ağabeyini kurtarmak için gitmek istemesi üzerine, buna razı olmayan, Segreki de kaybetmekten korkan bir anne tipidir. Bu anne tipi de hikayede tam olarak tasvir edilmemiş, olaylara fazla katılmayan pasif bir tiptir.
II. ideal Sevgili Tipler
Bu grup içinde Dede Korkut Kitabındaki anlatmalarda bahsedilen henüz evlenmemiş, ancak hikayelerin sonlarında kahramanlarla evlenen genç kızlar ele alınacaktır. Bunların sayıları fazla olmayıp, henüz evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamış olmaları bakımından birinci gruptaki eş ve anne tiplerden farklıdırlar. Bu gruptaki tipler aslında birinci gruptaki eş ve anne tiplerin neden öylesine cesur ve aktif, dışa dönük alp tipi olduklarını bir bakıma açıklayan tiplerdir. Bunları da hikayelerin sırasına göre şöyle değerlendirebiliriz:
II. 1. Banı Çiçek
Dede Korkut Kitabını okuyanların çok iyi bileceği üzere, Banı Çiçek karakteri Bamsı Beyrek hikayesinde tanıtılan bir kızdır. Bu kız Bamsı Beyrek ile aynı zamanda dünyaya gelir ve Bamsı Beyrek ile beşik kertme geleneğine göre nişanlanır. Doğumundan bir genç kız olana kadar ki hayatı hakkında pek fazla bilgi verilmeyen Banı Çiçek, tıpkı Bamsı Beyrek gibi Oğuz geleneklerine uygun bir şekilde yetiştirilmiştir. Onun iyi bir at binicisi, ok ve yay kullanmada usta ve bir erkekle baş edebilecek kadar güçlü ve cesur olduğu Bamsı Beyrek ile ilk karşılaşmalarında açıklanır.
Banı Çiçek bu karşılaşmada Beyreke meydan okuyan onun kadar güçlü olduğunu iddia eden birisidir. Sevgilisi veya evleneceği erkeğin cesaretini, kuvvetini deneyen birisi olarak Banı Çiçek, kaderine razı olmayan daha doğrusu kendi kaderini kendisi tayin eden bir genç kızdır. Her ne kadar hikayede babası onu beşik kertme yaparak nişanlamış olsa da, Banı Çiçek, Bamsı Beyreki denemeden onunla evlenmeye razı değildir, işte bu noktada, Oğuz-Türk geleneğinin belirgin bir özelliği ortaya çıkmaktadır. Bu da gençlerin evlenecekleri kişiyi kendilerinin belirlemesi ve bunun da gelenek tarafından tayin edilen belli sınavlara göre yapılmasıdır. Genç kızın kendisi karar verdikten sonra onun ailesinden istenmesi ve ailenin de istekleri yerine getirildikten sonra bu evliliğin onaylanması söz konusudur.
Nişanlıya sadakat da Banı Çiçek karakteri ile vurgulanmakta, Beyrekin esir olup gitmesinden sonra Banı Çiçek yıllarca beklemektedir. Ancak, Beyrekin ölüm haberi geldikten sonra, ölüm gibi tabii bir olaydan sonra kaderine razı olmakta, ancak yine de evleneceği kişiyi kendisi seçmektedir.
Anlatmanın sonunda Beyrekin geri dönmesi ve kendisini denemesinde de başarılı olan Banı Çiçek, sevgilisine olan sadakatini bir defa daha ispatlamaktadır.
Banı Çiçek karakteri soylu bir aileye mensup, yiğitliği ve alpliği sembolize eden, kaderine kolayca baş eğmeyip onu kendi arzusu haline getiren bir kızdır. Savaşçı ve göçebe bir toplumun yarattığı Banı Çiçek karakteri aktif bir karakter olup, ideal sevgili tipinin kitaptaki ilk örneğidir.
II. 2. Selcen Hatun
Kan Turalı hikayesinde Trabzon tekfurunun kızı olarak tanıtılan Selcen Hatun, bu ismi Kan Turalı ile evlenmesi üzerine almış olsa gerekir.
Hikayede ideal sevgili tipi Kan Turalı ile babası arasında geçen konuşmada şu şekilde verilmiştir;
Kanglı Koca der: Dostlar, babam öldü ben kaldım, yerini yurdunu tuttum, yarınki gün ben öleceğim, oğlum kalacak, bundan iyisi yoktur ki gözüm görürken oğul gel seni evlendireyim dedi.
Oğlan der; Baba, mademki beni evlendireyim diyorsun, bana layık kız nasıl olur?
Kan Turalı der: Baba, ben yerimden kalkmadan, o kalkmış olmalı, ben karakoç atıma binmeden o binmiş olmalı, ben kanlı kafir eline varmadan o varmış bana baş getirmiş olmalı dedi.
Kanglı Koca der: Oğul sen kız istemezmişsin, bir yiğit bahadır istermişsin, onun arkasında yiyesin içesin hoş geçesin der.
Bu özelliklere uygun kızın da Trabzon tekfurunun kızı olduğu, ancak onu elde etmek için de bazı şartların yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kız tasvir edilirken; … Fevkalade güzel, dilber bir kız. Sağına soluna iki çift yay çekerdi. Attığı yere düşmezdi. (s. 25) ifadeleri kullanılmaktadır. Buradan da ideal sevgilinin hem güzel, hem de cesur ve güçlü, yani alp tipine uygun olması istenmektedir.
Selcen Hatun soylu bir aileye mensup olup, evleneceği erkeği deneyerek seçen, seçtiği erkeğe de sonuna kadar sadık olan, gerektiğinde sevdiği erkeği kendi ailesine karşı bile savunan bir karakter olarak karşımıza çıkar. Selcen Hatun, alp tipi erkeğe uygun, ideal alp tipi kadındır. Eşiyle bir dengeye sahip, onunla eşit ve onunla ailesini tamamlayan bir tiptir. Bu tip, evlenen gençlerin kendilerinin birer aile bireyi, yeni bir aile olduklarını, artık anne ve babalarından tamamen bağımsız olmaları gerektiğini gösteren bir karakter ve sevgili tipidir. Günümüz evliliklerinde en büyük problem olan yeni evli çiftlerin kendi ailelerinin aşırı ilgi ve müdahaleleri sonucu yeni kurulan ailenin daha baştan iflas etmelerine karşı Selcen Hatunun karşı çıkışı çok iyi bir örnek oluşturmaktadır.
Kadının evleneceği erkeği deneyerek ve severek seçmesi bakımından Selcen Hatun karakteri yine oldukça güzel bir örnek teşkil etmektedir. Selcen Hatun karakteri, kitapta ideal sevgili tipinin bir başka yönünü vurgulayan bir örneğidir.
Banı Çiçek ve Selcen Hatun birbirini tamamlayarak ideal sevgili tipinin en güzel örneğini oluştururlar. Biri Oğuz Türklerinden, diğeri de onların düşmanları arasından seçilen bu iki karakter, hem cesaret ve güçlerini, hem de kendi kaderlerini tayin eden sevgili tipini oluştururlar. Kendileriyle evlenecek erkeklerin sadece güzelliklerine değil, aynı zamanda bilgi ve becerilerine de aşık olmalarını isteyen ve bu özellikleriyle mükemmel sevgili tipi ortaya koyan bu iki karakter, soylu oldukları kadar sevdikleri erkeğe sadık ve onlarla aynı seviyede kişilerdir. Dışa dönük ve aktif olmaları onların da alp tipi kadın olduklarını, kadının da toplumda erkek kadar önemli ve seçici olması gerektiğini gösterir.
Bunların dışında kitapta kendilerinden bahsedilen sevgili karakterler ise şunlardır:
II.3. Bayburt Tekfurunun Kızı
Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek Destanında tanıtılan ve soylu bir aileye mensup olan bu kız karakter, anlatmada Bamsı Beyreke aşık olup, aşkı uğruna düşmanına yardım eden, hikayenin sonunda çok açık olmamakla birlikte Beyrek ile evlenen bir karakterdir. Yerleşik hayata ait, saraylı bir tip olan bu kız da kendi kaderini tayin etme bakımından aktif, dışa dönük bir tip olarak değerlendirilebilir.
II.4. Segrekin Evlendiği Kız
Uşun Koca Oğlu Segrek Destanında karşımıza çıkan bu karakter tam olarak tasvir edilmemiştir. Sadece kocasına bağlılığı yönünden üzerinde değerlendirme yapılabilecek bir karakter, yeni evlenmesine rağmen ve kendisiyle gerdek gecesinde ayrı yatmasına rağmen kocasına sadakatini belirtir. Pasif bir tip olarak değerlendirebileceğimiz bu karakter ideal sevgiliden çok, ideal eş ve anne tiplere daha çok benzer ve yerleşik hayatın özelliklerini gösterir.
III. Yardımcı Tipler
Genel olarak değerlendirdiğimizde, Dede Korkut Kitabındaki yardımcı tipler, asıl kahramanları çeşitli yönlerden tamamlayan cariye, hizmetçi, kardeş, dadı vb. özellikteki yardımcı tiplerdir. Anlatmalardaki olaylara katılım oranları çok düşük olan bu karakterler tam olarak tasvir edilmemiş olmakla birlikte, farklı yönlerden ve farklı konularda ele alınacak tiplerdir. Biz de bunları genel olarak yardımcı tipler şeklinde değerlendirdik. Dede Korkut Kitabında ana kahramanları tamamlayan yardımcı tip konumundaki karakterler ise şunlardır:
III. 1. Beyrekin Kız Kardeşleri
Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek Destanında adları geçen, ancak çok fazla tasvir edilmeyip, olaylara da iştirak etmeyen bu karakterler de, yardımcı tip olmaktan başka bir özelliğe sahip değillerdir.
III.2. Boğazca Fatma ve Kısırca Yenge
Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek Destanında karşılaştığımız bu iki karakter de komik özellikleriyle kendileri eleştirilen yardımcı kadın tiplerdir.
III.3. Dokuz Kara Gözlü Kız
Kazan Bey Oğlu Uruzun Beyin Esir Olması Destanında adları geçen bu kızlar da bir motif haline gelip, kırk ince belli kız arasından esir düşen dokuz kız olmalıdır.
III.4. Dadı Kadın
Basatın Tepegözü Öldürmesi hikayesinde kendisinden bahsedilen bu yardımcı tip, Basata süt anneliği yapan bir kadındır ve olaylar bakımından önemli bir yere sahip olmamakla birlikte, Oğuzlar arasında süt anneliği ve dadılık gibi sosyal kurumların varlığını göstermesi bakımından önemlidir.
III.5. Toman Tekfurunun Karısı
Salur Kazanın Esir Olup, Oğlu Uruzun Kurtardığı Destanda bahsi geçen bu kadın karakter de aptal bir kadın ve anne olarak anlatılmıştır.
SONUÇ
Dede Korkut Kitabında kadın karakterler ve onların oluşturduğu tipler hakkındaki bu incelemeden çıkan ilk ve en önemli sonuç kitapta temel olarak iki temel kadın tipe yer verilmesidir. Bunlardan birincisi ideal anne ve eş tipi, ikincisi de ideal sevgili tipidir. Üçüncü grupta yer verdiğimiz yardımcı tipler ise her eserde bulunması bir tür ihtiyaç olan yardımcı karakterlerin oluşturduğu kardeş, hizmetçi, cariye vb. tipidir.
İkinci ve belki de daha önemli bir sonuç ise kitapta kötü veya hain kadın karakter ve tipe yer verilmemiş olmasıdır. Kitap bu açıdan değerlendirildiğinde bu durumun onun yazılış amacından kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Kitapta yer alan oniki hikaye her ne kadar erkek kahramanların yaşadığı olaylar gibi anlatılmışsa da, erkeklerin hakim olduğu bir toplum yansıtılıyor gibiyse de, ki bu durum göçebe toplumun erkek gücüne duyduğu ihtiyaç ve onların kimliklerinin ön plana çıkartılmaya çalışılmasından ve destan anlatıcısı ve yazarının da olayları bu şekilde yansıtmak zorunda kalmasından kaynaklanmaktadır. Kitapta yer alan, başarılarından bahsedilen kadın kahramanlar hiç de az değildir.
Burada kitabın yazılış amacı ve mesaj aktarımından kısaca bahsederek konuyu tamamlamak istiyorum. Araştırmacılar tarafından bir geçiş dönemi eseri, yani destan devrinden roman-hikaye dönemine, göçebe hayattan yerleşik hayata geçiş devri eseri olarak kabul edilen Dede Korkut Kitabındaki giriş ve destani hikayelerin bir geçiş dönemi eseri özelliği arz etmesinin temel sebebi, eserin yazıya geçirildiği yüzyılın özellikleri ve yazarının vermek istediği mesajlardan kaynaklanmaktadır.
Kültür ve medeniyet değiştirme hiçbir toplum için kolay değildir. Bir toplumun yeni bir kültür anlayışını benimsemesi ve yeni bir medeniyet çevresine dahil olması uzun süreli bir hadisedir. Bu değişim ve bunun sonucunda beklenen gelişim mutlaka tepki görecek, sosyal huzursuzluk ve rahatsızlıklar kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Böyle durumlarda, toplumlar sık sık geçmişe dönüp, geleceğe yönelik yeni belirlemeler yapar. Tarihte yaşanmış örnek olayları yeniden tahlil ederek, içindeki bulundukları çaresizliklere ve problemlere çare aramaya çalışırlar, işte Dede Korkut Kitabında anlatılan olaylar da yazıldığı dönemde yaşanan olayları yeni bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalışan, 9.-11. yüzyıllardaki problemlerin nasıl aşıldığını 15.-16. yüzyıllarda yaşanan sosyal ve ekonomik çalkantıya çare arama konusunda yardımcı olmaya çalışan bir eser olarak da görülebilir. Bu durum Dede Korkut Kitabının edebi açıdan değerlendirilmesi sonucunda açıkça ortaya çıkar. Kitap belli anlatmaların belli bir sıraya göre anlatımı içinde düzenlenmemiştir. Yani, belli bir kompozisyon fikrinden ziyade, kitabın sosyal kaygıyı ön planda tutan bir çerçevede oluşturulduğu söylenebilir. Yazarının Bamsı Beyrek Hikayesinde özellikle belirttiği; Ol zamanda beylerin hayır duası hayır dua, bedduası beddua idi, duaları kabul olunurdu.4 sözleri, kitabın yazıya geçirildiği dönemdeki yöneticilere bir tür uyarıdır.
Günümüzde de benzer bir sosyo-ekonomik sıkıntı söz konusuysa, aile yapımızda, kadın ve erkek arasındaki ilişkisinde, kadının çağdaş Türk toplumundaki konumu ve öneminde ciddi tartışmalar yaşanıyorsa, gelin biz de Dede Korkut Kitabındaki iyi ve güzel değerleri, ideal insan tiplerini örnek alalım ve örnek aldığımız insanların güzel hasletlerini içinde bulunduğumuz şartlara uygun olarak kullanalım.
Dede Korkut Kitabında verilmek istenen mesajlar iki değişik tarzda sunulmuştur. Bunlardan birincisi şahsi değerler, ikincisi de aile ve sosyal değerlerin sunumudur. Başka bir ifadeyle söylemek gerekirse, anlatmalarda herhangi bir başarı göstermek suretiyle şahsi kimlik oluşturulmaktadır. Bu kimliğin oluşumunda kadınlar erkeklerden çok uzakta değildir ve hatta erkek kimliğinin ortaya çıkmasını sağlayan temel sebeptir. Kitaptaki oniki hikayenin on-birinde Oğuzun beyleri veya çocuklarının başarılarından bahsedilerek, bu başarıları gösteren kahramanların adları aynı zamanda söz konusu hikayenin de adı olarak verilmiştir. Diğer taraftan bakıldığında ise, bir kahramanın gösterdiği başarı aynı zamanda onun ailesinin ve Oğuz boyunun başarısıdır.
Kitap, tamamı itibariyle aile ve toplum bütünlüğünün mesajı üzerine kurulmuştur. Her anlatmanın başında bahsedilen Oğuz yurdunun birliğinden bahsedildikten sonra, bunu bozmaya yönelik bir tehlike anlatılmakta, Oğuz beylerinden oluşan, anlatmaların kahramanları bu tehlikeyi ortadan kaldırmakta ve başta bahsedilen bütünlük yeniden tesis edilmektedir. Her anlatmanın sonunda Dede Korkutun gelip dua etmesi, birlik ve bütünlükten, ancak hem aile, hem de toplum bütünlüğünden bahsetmesi bu amaca yöneliktir. Kahramanlık, kendini adama ve hayatını ortaya koyma hadisesi bir kişinin kendisinden önce toplum ve millet için yapıldığında bir değer haline gelir, kahramanlık olarak kabul edilir. Aksi takdirde, kişi kendisi için istediği kadar başarılı olsun, istediği kadar güç ve kuvvete sahip olsun, bu başarı ve güç en alt seviyede aileye ve en üst seviyede ise bir millete adanmadığı takdirde, yani aile ve toplum bütünlüğünü koruma ve pekiştirmeye yaramadığı zaman toplumsal değer haline gelmez ve kahramanlık kavramıyla ifade edilmez. Bu bakımdan Dede Korkut Kitabı Türk toplumunun kadını ve erkeği ile bütünlüğünü vurgulayan, Türklerin dahili ve harici tehlikelere karşı bütünlüğünü nasıl koruyacağını ve sürdüreceğini anlatan bir kitaptır.
Günümüz Türkiyesinin en başta gelen sıkıntılarından birisi de göçebe hayattan yerleşik hayata geçişi tamamlayan Türk insanının, şimdi de bütün fertleriyle çağdaş şehirleşme hayatına geçiş dönemini yaşamakta oluşudur. Böyle bir geçiş döneminde yaşayan bizler için şartlar kolay değildir. Bu noktada ne feminizmin, ne de başka bir sistem ve düşüncenin Türk insanının problemlerine çözüm getirmesi söz konusu değildir. Türk insanı kendi eserlerini inceleyip, kendi düşünce sistemini kurarak sorunlarını çözmek zorundadır. Bu sebeple de Dede Korkut Kitabının özellikle aile bireyleri ve kadın-erkek ilişkisi açısından yeniden değerlendirilmesi bir mecburiyettir. Türk toplumunun kendi kendisine üreteceği yeni fikirler bizim sorunlarımızın çözümünü oluşturacaktır.
Dede Korkut Kitabındaki Kadın Karakter ve Tipler
AnlatmaAdı İdeal Eş ve Anne Karakter ve Tipler İdeal Sevgili Karakter ve Tipler Yardımcı Karakter ve Tipler Hain Karakterler
1. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı Dirse Hanın eşi ve Boğaç Hanın annesi XXX Kırk ince belli kız XXX
2. Salur Hanın Evinin Yağmalanması Burla Hatun: Kazan Hanın eşi ve Uruz Beyin annesi XXX a. Dilber kafir kızları
b. Kırk ince belli kız XXX
3. Kam Püre Oğlu Bamsı Berek Destanı Bay Börinin eşi ve Beyrekin annesi Banı Çiçek: Bay Biçenin kızı ve Bamsı Beyrekin nişanlısı. a. Bayburt Tekfurunun kızı.
b. Beyrekin kız kardeşleri
c. Boğazca Fatma
ç. Kısırca Yenge XXX
4. Kazan bey Oğlu Uruz Beyin Esir Olması Destanı Burla Hatun: Kazan Hanın eşi ve Uruz XXX Dokuz kara gözlü kız. XXX
5. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanı Deli Dumrulun eşi Deli Dumrulun annesi XXX Türkmenin kızları XXX
6. Kanglı Koca Oğlu Tan Turalı Destanı Kan Turalının annesi Selcen Hatun Trabzon tekfurunun kızı ve Kan Turalının sevgilisidir. XXX XXX
7. Kazılık Koca Oğlu Yigenek Destanı XXX XXX XXX XXX
8. Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı Peri kızı: Tepegözü doğuran kadın Oğlunu kurtarmaya çalışan bir anne. XXX Dadı: Basatı emziren kadın XXX
9. Begil Oğlu Emre Destanı Begilin eşi XXX XXX XXX
10. Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı. Segrekin annesi Segrekin evlendiği kız XXX XXX XXX
11. Salur Kazanın Esir olup, Oğlu Uruzun Çıkardığı Destan Burla Hatun: Uruzun annesi XXX Toman Tekfurunun karısı. XXX
12. İç Oğuza Dış Oğuzun Asi Olması ve Beyrekin Öldürülmesi XXX XXX XXX XXX