Ermeni Sorunu hakkında en iyi bilgi Sonders'te.
Ana sayfa
Atatürk
Bilgisayar
Bilim
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Dünya
Edebiyat
Felsefe
Fen Bilgisi
Fizik
Hukuk
İngilizce
İnternet
İslamiyet
Kimya
Kitap Özetleri
Matematik
Muhasebe
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sosyal
Spor
Tarih
Tarihte Bugün
Teknoloji
Turizm
Türkiye

Ermeni Sorunu

Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 56 kişi öğrendi :)
Ermeni Sorunu

ERMENİ SORUNUNUN ORTAYA ÇIKIŞI


Osmanlı İmparatorluğunun çöküntü dönemine girmesini takiben Rusya, İngiltere, Fransa ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun teşvikiyle, imparatorluğu oluşturan milletler birbiri ardına bağımsızlık mücadelesine girişmişler ve bunda başarı sağlamışlardır. Bu gelişmeler Ermeniler için de örnek teşkil etmiş, onlar da Osmanlıları parçalamak isteyenlerin maddi ve manevi desteğiyle yer yer ayaklanmalar başlatmışlardır.

Böylece, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir Ermeni sorunundan söz edilir olmuştur.

Bu dönemde dünya güç dengesinde giderek daha önemli bir devlet olarak ortaya çıkan Çarlık Rusyası Osmanlı Devleti topraklarını bir doğal yayılma alanı olarak kabul etmekte ve Osmanlıların sırtından güneyde sıcak denizlere açılma hedefini gütmektedir. Bu hedefe ulaşmak için kullandığı başlıca araçları savaşların yanı sıra, Osmanlı yönetimi altındaki Hristiyan toplumların hamisi rolünü oynamaktır. Diğer taraftan dönemin diğer iki başlıca gücü olan İngiltere ve Fransa da Osmanlı Ermenilerini Protestanlık ve Katolikliğe kazandırmak amacındadır ve bu amaçlar bağlamında, İstanbulda 1830da Ermeni Katolik, 1847de Ermeni Protestan kiliselerini kurdurmuşlardır. Rusya, İngiltere ve Fransanın Osmanlı Ermenilerine ve diğer Hristiyan toplumlara gösterdikleri bu ilginin gerisinde esas itibariyle azınlıkları himaye görüntüsü altında Osmanlı Devletinin içişlerine müdahale edebilmek ve imparatorluğu parçalamak amacı yatmaktadır.


Boghos Nubar tarafından Fransa Dışişleri Bakanına gönderilen mektubun kopyası. (İlk sayfa tam olarak, ikinci sayfada ise selamlar ve Boghos Nubarın imzası görülmektedir


21 Temmuz 1915. Sultan Abdülhamide yapılan suikast girişimi


Ermenilere bu güçlerce Doğu Anadoluda bir Ermenistan devletinin kurulması vaad edilmiştir. Halbuki söz konusu dönemde bu bölgedeki Ermeni nüfusu bölge genel nüfusu içinde ancak %15 oranında bir yer işgal etmektedir. Örneğin, en kalabalık oldukları Bitlisde bile nüfusun 1/3 ünü dahi teşkil edememektedirler.

Ermeni sorunu için bir başlangıç noktası bulmak gerekirse, bu 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşını izleyen Ayastefanos Anlaşması ve Berlin Konferansıdır

.


AYASTEFANOS VE BERLİN ANTLAŞMALARI

1877-78 Osmanlı-Rus savaşının ardından imzalanan Ayastefanos Anlaşmasının Osmanlı Devletince kabullenilmek zorunda kalınan 16. maddesi şöyledir:

Ermenistandan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devletine verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Osmanlı Devleti Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder.

Anlaşmanın bu hükmü esas itibariyle bağımsızlık kazanmak isteyen Ermenileri tam anlamıyla tatmin etmemiş olsa dahi Ermeni sorununun tarihte ilk kez bir uluslararası belgeye yansıması ve Ermenistan diye bir bölgenin varlığından söz etmesi yönlerinden büyük önem taşımaktaydı. Keza 1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşmasının 61. maddesi ise Ayastefanos Anlaşmasının 16. maddesi yerine şu hükmü getirmiştir :

Osmanlı Hükümeti halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkeş ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir.

Berlin Antlaşmasının bu hükmü ile Türk Ermeni ilişkilerine yabancı güçlerin müdahale edebilme hakkı tanınmış olmaktadır.

ERMENİ KOMİTELERİ VE İSYANLAR

Berlin Antlaşmasının imzalanmasını izleyen dönemde Ermeni sorunu iki yönde gelişmiştir. Bunlardan ilki, Batılı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki baskı ve müdahaleleridir. Sorunun ikinci yönü ise, Anadolu, Suriye ve Rumelide yaşayan Ermenilerin Anadolunun çeşitli yerlerinde, özellikle Doğu Anadolu ve Kilikyada yeraltında örgütlenmeleri ve silahlanmalarıdır.

İlk kışkırtmalar Rusyadan gelmeye başlamış, Rusların bu tutumu İngiliz ve Fransızları Ermenilerle daha çok ilgilenmeye sevketmiştir. Doğu Anadoludaki İngiliz Konsolosluklarının sayısı hızla artmış, ayrıca bölgeye çok sayıda Protestan misyonerler gönderilmiştir.

Bu kışkırtmalar sonucunda Doğu Anadoluda 1880den itibaren çeşitli Ermeni komiteleri kurulmaya başlamıştır. Ancak, yerel düzeyde kalan bu komitelerin varlıkları, Osmanlı yönetiminden şikayeti olmayan ve barış ve refah içinde yaşamlarını sürdüren Ermeni halkının büyük çoğunluğunun ilgisini çekmekte başarılı olamadığından kısa bir süre sonra sona ermiştir.

Osmanlı Ermenilerini içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karşı harekete geçirmek mümkün olmayınca, bu kez Rus Ermenilerine Osmanlı toprakları dışında komiteler kurdurtulması yoluna gidilmiştir. Böylece 1887de Cenevrede sosyalist eğilimli, ılımlı militan Hınçak, 1890 da ise Tifliste aşırı, terör, isyan, mücadele ve bağımsızlık yanlısı Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması hedef ve amaç olarak gösterilmiştir.

İstanbulda örgütlenen ve Avrupa devletlerinin dikkatlerini Ermeni meselesine çekerek Osmanlı Ermenilerini kışkırtmayı hedefleyen Hınçakların başlattığı ayaklanma girişimlerini, aralarında siyasi mücadele başlayan Taşnaklarınki izlemiştir. Bu ayaklanma girişimlerinin ortak özelliklerini, Osmanlı ülkesine dışarıdan gelen komitelerce planlanmış ve yönlendirilmiş olmaları ve örgütlenme faaliyetlerinde Anadoluya yayılan misyonerlerin büyük katkısından yararlanmaları teşkil etmiştir.

İlk isyan 1890daki Erzurum isyanıdır. Bunu yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi, 1892-93te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olayları, 1894te Sasun isyanı. 1894te Babıali gösterisi ve Zeytun isyanı, 1896da Van isyanı ve Osmanlı Bankasının işgali, 1903te ikinci Sasun isyanı, 1905te Padişah Abdülhamide suikast girişimi, 1909da Adana isyanı izlemiştir. İsyanların Osmanlı kuvvetlerince bastırılması, dünya kamuoyuna Müslümanlar Hristiyanları katlediyor mesajıyla yansıtılmış ve Ermeni sorunu giderek daha geniş çapta bir uluslararası sorun niteliğine büründürülmüştür. Nitekim, döneme ait İngiliz ve Rus diplomatik temsilciliklerinin raporları, Ermeni ihtilalcilerin hedefinin karışıklıklar çıkararak Osmanlıların karşılık vermesini ve böylece yabancı ülkelerin duruma müdahalesini sağlamak olduğunu kaydetmektedir ve büyük devletlerin diplomatik ve konsolosluk temsilcilikleri Anadolunun her köşesine dağılmış Hristiyan misyonerler ile birlikte Ermeni propagandasının Batı kamuoyuna iletilmesinde ve benimsetilmesinde büyük rol oynamışlardır.


I. DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI

Osmanlıların 1 Kasım 1914 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusyaya karşı savaşa girmesi, Ermeni komitelerince büyük bir fırsat olarak görülmüş, Rus saflarına katılan Ermeniler gönüllü alaylar kurarak Rus işgal kuvvetleriyle birlikte Doğu Anadolu topraklarına girmişlerdir. Ayrıca, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yeni isyanlar çıkartılmış, Osmanlı kuvvetleri arkadan vurulmuş, sivil Türk halkı büyük bir katliama maruz kalmıştır. Bu katliam yalnızca Türkleri hedef almamış Trabzon civarındaki Rumlar ve Hakkari çevresindeki Museviler de katledilmişlerdir.

Bütün bunlar olurken, İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale Boğazını zorlamakta, Osmanlı orduları Galiçyadan Doğu Anadolu ve Iraka kadar çeşitli cephelerde düşman kuvvetleriyle çarpışmaktadır.


24 NİSAN 1915

Osmanlı hükümeti bu durum karşısında önce Ermeni Patriği ile Ermeni toplumunun milletvekilleri ve diğer önde gelenlerine Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını bildirmekle yetinmiş bu sonuç vermeyince, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komitelerini kapatarak yöneticilerinden 235 kişiyi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır.

Dışardaki Ermenilerin her yıl Ermeni soykırımının yıldönümü diye andıkları 24 Nisan, işte bu 235 komitecinin tutuklandığı tarihtir.

Doğu cephesinde Ermeni asıllı vatandaşlarının ihanetine uğrayan Osmanlı Hükümeti ülke bütünlüğüne karşı yöneltilen bu faaliyetlerin engellenmesi amacıyla Ermeni komitelerini kapatmanın ve liderlerini tutuklamanın yanı sıra Doğu Anadoluda savaş bölgesi hattı içinde kalan Ermenileri 27 Mayıs 1915 tarihli bir kanun çerçevesinde imparatorluğun güneydeki savaş dışı kalan bölgelerine (Suriyeye) sevketmiştir.

Ermeni tarihçi Leonun da belirttiği gibi, Osmanlı Hükümeti Rus kışkırtmalarına kapılarak ve Rus silahlarına güvenerek karışıklık ve isyanlar çıkaran Ermeni komiteleri karşısında kendi varlığını korumak hakkını kullanmıştır.

Tehcir uygulaması Ermeni çevreleri ve hasım devletlerce Ermeni katliamı olarak adlandırılmış ve Osmanlılara karşı büyük bir propaganda kampanyası başlatılmıştır.


Oysa tehcir güvenlik nedenleriyle belirli bir grubun belirli bir yerde ikamete mecbur edilmesi uygulamasından ibarettir. Savaş halinde düşman ile işbirliği yaptığı sabit olmuş ve üstelik bu işbirliğini bir iftihar vesilesi olarak gören toplulukların zararlı faaliyetlerinin önlenmesi bakımından belirli bir yerde ikamete mecbur edilmesinin devletin en doğal haklarından biri sayılması gerekir. Bu önlem ülkesinin güvenliği ve toprak bütünlüğü açısından benzer tehlikelerle karşılaşan tüm devletlerin başvurduğu bir uygulamadır. Başta ABD olmak üzere İkinci Dünya Savaşında bile çok sayıda devlet tarafından aynı önleme başvurulmuştur


MECLİS-İ VÜKELANIN TEHCİR KARARI

[Düşmanla işbirliği yapma, masum halkı katletme ve isyan çıkarma gibi zararlı hareketlerde bulunan Ermenilerin Musul, Zor, Halep ve Suriyenin bazı bölgelerine sevkleri için, Dahiliye Nezaretinin 13 Mayıs [1]331 tarihli ve 270 numaralı tezkiresi üzerine, Meclis-i Vükelaca alınan tehcir kararı.]

16B. 1333 (30 Mayıs 1915)


Sıra numrosu: 163


Meclis-i Vükela Müzakeratına Mahsûs Zabıtname Hülasa-i meali


Menatık-ı harbiyyeye civar mahallerde sakin Ermenilerden bir kısmının hudûd-ı Osmaniyyeyi ada-yı devlete karşu muhafaza ile meşgûl olan Ordu-yı Hümayûnun harekatını tasib ve erzak ve mühimmat-ı askeriyye nakliyatını işkal ve düşman ile tevhid-i amal ve efal ve bil-hassa supif- adaya illtihak ve memleket dahilinde kuvay-ı askeriyyeye ve ahali-i ma` sûmeye müsellahan ta`arruz ve şuhûr ve kasabat-ı Osmaniyyeye tasallut ile katl ve nehb ü garete ve düşman kuva-yı bahriyyesine erzak tedarikiyle mevaki-i müstahkemeyi iraeye cüretleri bu gibi anasır-ı ihtilaliyyenin saha-i harekatdan uzaklaşdırılmasını ve usata üssül-harekat ve melce olan köylerin tahliyesini icab ederek bu babda ba`zı gûna icraata başlanıldığı ve minel-cümle Van, Bitlis, Erzurum vilayatıyla nefs-i Adana, nefs-i Sis ve nefs-i Mersin müstesna olmak üzere Adana, Mersin, Kozan, Cebel-i Bereket livaları ve nefs-i Maraş müstesna olmak üzere Maraş sancağı ve Haleb vilayetinin merkez kazaları müstesna olmak üzere İskenderun, Belen, Cisr-i şuûr ve Antakya kazaları kura ve kasabatında sakin Ermenilerin vilayat-ı cenûbiyyeye sevkine bil-ibtidar Van vilayetiyle hem-hudûd olan kısm-ı şimalisi müstesna olmak üzere Müsul vilayetine ve Zor sancağına ve nefs-i Urfa müstesna olmak üzere Urfa sancağının kısm-ı cenûbiyyesine ve Haleb vilayetinin şark ve şark-ı cenûbi kısmına ve Sûriye vilayetinin kısm-ı şarkisinde ta`yin ve tahsis edilen mahallere nakl ve iskanına mübaşeret ve devam edilmekde bulunduğu beyanıyla menfaat-i esasiyye-i devlete muvafık telakki edilen bu cereyanın bir usul ve ka`ide-i muttarideye rabtı lüzûmuna ve bu babda ba`zı ifadata dair Dahiliye Nezaretinin 13 Mayıs sene [1]331 tarihli ve 270 numrolu tezkiresi okundu.


KARARI


Fil-hakika devletin muhafaza-i mevcûdiyyet ve emniyyeti uğrunda tevali eden icraat ve ıslahat-ı fedakarisi üzerine icra-i sû-i tesire sebep olan bu kabil harekat-ı mazarranın icraat-ı müessire ile imha ve izalesi kat`iyyen muktezi ve nezaret-i müşarün-ileyhaca bu emrde ibtidar olunan icraatdaki isabet bedihi olduğundan tezkire-i mezkûrede dermiyan kılındığı üzere muharrerül-esami kura ve kasabatda sakin Ermenilerden nakli icab edenlerin mahall-i mürettebe-i iskaniyyelerine müreffehen sevk ve isalleriyle güzergahlarında temin-i istirahat ve muhafaza-i can ve malları ve muvasalatlarında keyfiyyet-i iğvalarıyla siıret-i kat`iyyede iskanlarına kadar Muhacirin Tahsisatından iaşeleri ve ahval-i sabıka-i maliyye ve iktisadiyyeleri nisbetinde kendilerine emlak ve arazi tevzi`i ve içlerinden muhtac olanlara taraf-ı hükûmetden mesakin inşası ve zurra ve muhtacin-i erbab-ı san`ata tohumluk ve alat ve edevat tevzii ve terk etdikleri memleketde kalan emval ve eşyalarının veyahûd kıymetlerinin kendilerine suver-i münasibe ile iadesi ve tahliye edilen köylere muhacir ve aşair iskanıyla emlak ve arazinin kıymeti takdir edilerek kendilerine tevzi`i ve tahliye edilen şuhûr ve kasabatda kain olup nakledilen ahaliye aid emval-i gayr-i menkiılenin tahrir ve tesbit-i cins ve kıymet ve mikdarından sonra muhacirine tevzi`i ve muhacirinin ihtisas ve iştigalleri haricinde kalacak zeytunluk, dutluk, bağ ve portakallıklarla dükkan, han, fabrika ve depo gibi akaratın bil-müzayede bey veyahûd icarı ile bedelat-ı baliğasının kendilerine i`ta edilmek üzere ashabı namına emaneten mal sandıklarına tevdi i ve mu`amelat ve icra`at-ı mesrüdenin ifası zımnında vukû bulacak sarfiyatın Muhacirin Tahsisatından tesviyesi zımnında nezaret-i müşarün-ileyhaca tanzim edilmiş olan ta`limatnamenin bi-temamiha tatbik-i ahkamıyla emval-i metrûkenin temin-i muhafaza ve idaresi ve muamelat-ı umûmiyye-i iskaniyyenin tesri ve tanzimi ve tedkik ve teftişi ve bu husûsda ta`limatname ahkamı ve nezaret-i müşarün- lleyhadan ahz ve telakki edilecek evamir dairesinde mukarrerat ittihaz ve tatbiki ve tali komisyonlar teşkili ile ma`aşlı memûr istihdamı vazife ve salahiyyetlerini haiz olmak ve doğrudan doğruya Dahiliye Nezaretine merbût bulunmak ve bir reisi ile biri memûrin-i dahiliyyeden ve diğeri memûrin- i maliyyeden intihab ve ta`yin edilecek iki a`zadan terekküb etmek üzere komisyonlar teşkil edilerek mahallerde mezkûr ta`limatnamenin valiler tarafından icra-yı ahkamı tensib edilmiş olduğunun cevaben nezaret-i müşarün-ileyhaya tebliği ve devair-i müteallikaya malûmat itası tezekkür kılındığı,


17 Mayıs 1331

Meclis-i Vükela Mazbatası, 198/163

ERMENİLERİN VERDİĞİ KAYIPLAR

Ermenilerin Doğu Anadoludaki çarpışmalar ve tehcir sırasında kayıplar verdikleri doğrudur. Bunu kimse inkar etmemektedir. Bir dünya savaşı ve ayaklanma koşullarının oluşturduğu genel asayişsizlik ortamı ve kişisel kin ve intikam duyguları içinde, tehcir sırasında kafileler bazı saldırılara uğramıştır. Osmanlı Hükümeti bu durumu elinden geldiğince önlemeye çalışmış ve sorumluları da cezalandırmıştır. Osmanlı Hükümetinin yayınladığı çeşitli emirlerde, nakledilen Ermenilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, iaşe ve ibate ihtiyaçlarının devletçe karşılanması, kafilelerin güvenliğinin özel görevlilerce temin olunmasına ilişkin ayrıntılı hükümler bulunmaktadır. Bu emirlerden halen yabancı ülkelerin arşivlerinde de mevcut olan bazıları şöyledir:

Nakli gereken Ermenilerin yeni yerleşme bölgelerine hareket ettirilmeleri ve yolculukları sırasında rahatları sağlanmalı, canları ve malları korunmalıdır. Varışlarından yeni yurtlarına tamamıyla yerleşmelerine kadar iaşeleri mülteci tahsisatlarından karşılanmalıdır. Bunlara daha önceki mali durumları ve hali hazır ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılmalıdır, ihtiyaç sahipleri için evler yapılmalı, çiftçi ve ihtiyaç sahibi zanaatkarlara tohum, alet ve teçhizat temin edilmelidir.

Bu emrin tamamıyla Ermeni isyancı komitelerinin genişlemesine karşı bir önlem olması nedeniyle, Müslüman ve Ermeni gruplarının karşılıklı katliama girişmelerine yol açacak şekilde yerine getirilmesinden kaçınılmalıdır.

Yeniden yerleştirilen Ermeni gruplarına refakat etmek üzere özel görevliler temini için düzenlemeler yapılacaktır.

Yoksul göçmenlere yeterli yiyecek verilmeli ve sağlık durumları her gün doktor tarafından denetlenmelidir. Hasta, kadın ve çocuklar trenle, diğerleri ise dayanıklılıklarına göre katırla, araba içinde veya yaya olarak gönderilmelidir. Kamplarda veya yolculuk sırasında göçmenlere karşı bir saldırı vuku bulursa, bu saldırılar derhal püskürtülmelidir.

Öte yandan, savaş günlerinin güç koşullarını, araç, yakıt, gıda, ilaç ve diğer imkanların yetersizliğini, ağır iklim şartlarını ve tifüs gibi salgın hastalıkların yol açtığı tahribatı da göz önünde tutmak gereklidir. Örneğin 90.000 kişilik bir Osmanlı kolordusunun Doğu cephesinde sırf soğuk ve salgın hastalıktan kırıldığı unutulmamalıdır. Cephelere uzak bölgelerde, hatta İstanbulda günün koşulları altında dahi büyük sıkıntılar çekilmiştir. Bu güçlükler sadece Ermeniler için değil, tüm Osmanlılar için eşit ölçüde geçerlidir. Uğranılan acılar herkes için ortak acılar olmuştur.


SEVR VE LOZAN ANTLAŞMALARI

Osmanlı Devletinin savaştan yenik çıkmasıyla imzalanan Sevr Andlaşması Ermenileri bir kez daha umutlandırmıştır. Bu Andlaşmada Ermenistanın özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanınması öngörülmekteydi. Sınırın tesbiti ise ABD Cumhurbaşkanı Wilsonın takdirine bırakılmaktaydı.

Sevr Andlaşmasını geçersiz kılan ve Türkiye Cumhuriyetini kuran 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Andlaşmasında ise Ermeniler hakkında hiçbir hüküm yer almamaktadır. Esasen, Lozan Andlaşmasından önce 16 Mart 1921de SSCB ile imzalanan Moskova Anlaşması Türk-Rus sınırını çizmiş, bu sınır Kafkasyada Erivan merkez olarak kurulan Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti tarafından da 13 Ekim 1921 tarihli Kars Anlaşması ile kabul edilmiştir. Ermeni toprak talepleri böylece tarihe gömülmüştür.


ERMENİ TERÖRİSTLERCE ÖLDÜRÜLEN TÜRK DİPLOMATLAR

Sözde Ermeni soykırımı ve iddiaları için yurtdışında Türkiye Cumhuriyetini temsil eden çok sayıda diplomat ve görevli Ermeni teröristlerce katledilmiştir.

Ermeni teröristlerce öldürülen Türk diplomat ve görevlilerinin listesi aşağıda sunulmuştur :

Şehit Türk Diplomat, Görevli ve Vatandaşlar

Tarih Şehir / Görevi Adı Soyadı

27.01.1973 Santa Barbara / Başkonsolos / Consul Mehmet BAYDAR

Konsolos / General / Consul Bahadır DEMİR

22.10.1975 Viyana / Wien / Büyükelçi / Ambassador Daniş TUNALIGİL

24.10.1975 Paris / Büyükelçi / Ambassador İsmail EREZ

Şoför/Driver Talip YENER

16.02.1976 Beyrut / Başkatip / First Secretary Oktar CİRİT

09.06.1977 Vatican City / Büyükelçi / Ambassador Taha CARIM

02.06.1978 Madrid / Büyükelçi / Elçi / Ambassadors Wife Necla KUNERALP

Em.Büyükelçi / Retired Ambassador Beşir BALCIOĞLU

12.10.1979 Lahey / Büyükelçi Oğlu /Ambassadors Son Ahmet BENLER

22.12.1979 Paris / Turizm Müşaviri Yılmaz ÇOLPAN

31.07.1980 Atina / Athens İdari Ataşe Galip ÖZMEN

Atina / İdari Ataşe Kızı Neslihan ÖZMEN

26.09.1980 Paris/Basın Müşaviri yapılan saldırıdan yaralı olarak kurtulmuş ve kısmi felç olmuştur. Selçuk BAKKALBAŞI

17.12.1980 Sydney/ Başkonsolos / Consul Şarık ARIYAK

Güvenlik Ataşesi / Security Attache Engin SEVER

04.03.1981 Paris / Çalışma Ataşesi / Counsellor for Labour Affairs Reşat MORALI

Din Görevlisi / Counsellor for Religiotis Affairs Tecelli ARI

09.06.1981 Cenevre / Geneve / Sözleşmeli Sek. / Secreta. M.Savaş YERGÜZ

24.09.1981 Paris/ Güvenlik Ataşesi / Security Attache CemaI ÖZEN

28.01.1982 Los Angeles/ Başkonsolos / Consul General Kemal ARIKAN

08.04.1982 Ottava / Ottawa / Ticaret Müşaviri

Kani GÜNGÖR

04.05.1982 Boston / Fahri Başkonsolos/Honorary Consul General Orhan GÜNDÜZ

07.06.1982 Lizbon/Lisbon/ İdari Ataşe/Administrative Officer Erkut AKBAY

27.08.1982 Ottawa/ Askeri Ataşe Albay / Military Attache Colonel Atilla ALTIKAT

09.09.1982 Burgaz / İdari Ataşe / Administrative Attache Bora SÜELKAN

08.01.1983 Lisbon / İdari Ataşe Eşi Nadide AKBAY, eşi merhum Erkut AKBAYın yaşamını yitirdiği 07.06.1982 tarihli saldırıda yaralanmış ve 08.01.1983 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Nadide AKBAY

09.03.1983 Belgrad / Büyükelçi / Ambassador Gali BALKAR

14.07.1983 BrükseI/Brussels/ İdari Ataşe/Administrative Attache Dursun AKSOY

27.07.1983 Lisbon/ Müsteşar Elçi / Wife of the Counsellor Cahide MIHÇIOĞLU

28.04.1984 Tahran/ Sözleş.Sek. Elçi / Wife of Secre. Işık YÖNDER

20.06.1984 Viyana / Çalışma Ataşesi Erdoğan ÖZEN

19.11.1981 Viyana / Uluslararası Memur Enver ERGUN

07.10.1991 Atina / Basın Ataşesi Çetin GÖRGÜ

11.12.1993 Bağdat / İdari Ataşe Çağlar YÜCEL

04.07.1994 Atina / Müsteşar Haluk SİPAHİOĞLU


Bu Bilginin Kategorisi : Sosyal