Genetik Alanındaki Gelişmeler hakkında en iyi bilgi Sonders'te.
Ana sayfa
Atatürk
Bilgisayar
Bilim
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Dünya
Edebiyat
Felsefe
Fen Bilgisi
Fizik
Hukuk
İngilizce
İnternet
İslamiyet
Kimya
Kitap Özetleri
Matematik
Muhasebe
Müzik
Psikoloji
Sağlık
Sosyal
Spor
Tarih
Tarihte Bugün
Teknoloji
Turizm
Türkiye

Genetik Alanındaki Gelişmeler

Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 894 kişi öğrendi :)
Genetik Alanındaki Gelişmeler

Özellikle son on yılda genetikte büyük ilerlemeler sağlandı. Sadece insan genetiğini değil, bitki ve hayvan yapısını da anlamaya yönelik çalışmalar her geçen gün yoğunlaştırılıyor. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere emperyalist ülkeler bu alana milyonlarca dolar yatırmış bulunmaktadırlar. Genetik müdahaleyle elde edilen ürünler çoğalıp daha az maliyetle yüksek karlar sağlaması, bu alandaki yatırımları artırmaktadır.



Genetiğe indirgenen yaşam

Işık hızının bilinenden 300 kat fazla olduğu iddiası ve bunun var olan yasalar üzerindeki olası sonuçları bilim insanları tarafından tartışıladursun, genetik alandaki son gelişmeler, yaşamımız üzerinde doğrudan etki yapabilecek nitelikte. Geçtiğimiz aylarda yapılan bir açıklamaya göre İnsan Genom Projesi adı altında yürütülen ve insanda bulunan genetik malzemelerin tümünün haritasını çıkarmaya yönelik çalışmaların son aşamaya geldiği duyuruldu.

ABD ve İngiltere’nin ortaya attığı ve 1980’lerin ortalarından bu yana üzerinde çalışılan proje tamamlandığında, insan DNA’sının yapısı, düzeni ve işlevleri konusunda birçok bilgi hazır olacak. Bu bilgiler, bilinmeyen birçok hastalığın tedavisini kolaylaştırırken, yüz yıllardır katılımsal olarak bilinen bozukluklara da çözüm olanakları sunacak.

Ama her olanağın gerçeğe dönüşmesi koşullara bağlıdır. Eğer söz konusu projeyi özellikle emperyalistler yürütüyorsa, bu olanakların beklenenin tersine kullanılacağı kuşkusuzdur. Emperyalistler için diğer tüm projelerde olduğu gibi İnsan Genom Projesi’nin de iki amacı olduğu açıktır. Birincisi; uluslararası tekellerin daha fazla kar hırsı, ikincisi; buradan elde edilen bilgilerle kitlelerin bilincini bulanıklaştırarak sistemin devamını sağlamak. Halk sağlığı, sağlıklı bir nesil oluşturulması gibi şeyler ise, tüm bu amaçları gizlemenin bir aracı olarak kullanılmaktadır.

Ne kadar gen o kadar para

Özellikle son on yılda genetik alanında büyük ilerlemeler sağlandı. Sadece insan genetiğini değil, bitki ve hayvan yapısını da anlamaya yönelik çalışmalar her geçen gün yoğunlaştırılıyor. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere emperyalist ülkeler bu alana milyonlarca dolar yatırmış bulunmaktadırlar. Uluslararası tekeller bu alandaki gelişmelerden daha fazla pay kapmak için özel laboratuvarlar kurarak araştırma sonuçlarını patentliyorlar. Bugün bu alanda patent sahibi olan birkaç tekel bulunmaktadır.

Tekellerin bu alana yönelik yatırımlarının gün geçtikçe yoğunlaşmasının tek nedeni genetikteki iştah kabartan karın yüksekliğidir. Genetik müdahaleyle elde edilen ürünler çoğalıp daha az maliyetle yüksek karlar sağlaması, bu alandaki yatırımları artırmaktadır. Yeni müdahaleyle elde edilen ve önceki özelliklerden farklı yeni meyve, sebze ve bitki türleri, tekellere hem ucuza malolmakta hem de öncekini kat kat aşan bir ürün vererek karı artırmaktadır. Doğrudan laboratuvarlardan elde edilen plastik steril pamuk, vanilyadan klonlamayla elde edilen hayvanlara ve genetik kodlarına müdahale edilerek daha kısa sürede büyüyen hayvan türlerine, daha fazla et veren hayvanlara kadar geniş bir alanda kolay kar getirebilen bir sektör olması, tekellerin ilgisini bu alana yöneltti.

İnsan Genom Projesi de bu çerçevede tekellerin iştahını kabartıyor. Birçok hastalığın genetik yapıya bağlı olduğunun ortaya çıkması, bu alandaki her buluşu kar getirecek bir araca dönüştürüyor. İnsan sağlığını tehdit eden kanser vb. gibi hastalıkların tedavisinin bulunması’, bu alanı cazip hale getirerek tekelerin daha fazla kar elde etmesinin olanaklarını artırıyor.

Uluslararası sağlık sigortası şirketleri, daha şimdiden genetik yapıya bağlı farklı hastalıkları ayrı ayrı sigortalıyorlar. Eğer tedavisi pahalı bir hastalık söz konusuysa, buna göre sigorta yapıyorlar. Örneğin 1970’li yıllarda ABD’de siyahlar arasında sık rastlanan Akdeniz anemisi denilen katılımsal hastalık için sigorta şirketleri, siyahların bu testten geçmelerini şart koşuyordu. Bu testi yapmayanlar ya da olumlu sonuçlar alanlar sigorta kapsamına alınmıyorlardı. Yeni sigortacılık ayrı ayrı genlere göre yapılacak ve paranızın yettiği kadar vücudunuzu kurtarabileceksiniz! Tekellerin genler üzerinde bu kadar titiz çalışmaları boşuna değildir. Çünkü onlar için keşfedilen her gen daha fazla kar demektir.

Genetik her derde deva mı?

Kuşkusuz sermayenin amacı kardır ama tek amacı bu değildir. Hatta genetik üzerine koparılan fırtınaya bakılırsa bu yönün gölgede bırakıldığı bile söylenebilir. Proje kapsamında ortaya atılan iddialara bakılırsa, bu alandaki gelişmelerin her derde deva olduğu iddia edilmektedir. Popüler bilim dergilerine, medyadaki haberlere, hatta Porf. Dr. … imzalı makelelere bakılırsa yoksulla zengin, alkol kullananla kullanmayan, suç işleyenle işlemeyen arasındaki farklar genetik yapıya bağlıdır. Ve genetik yapı bilindiğin de tüm bu sorunlar çözülecektir.

Aslında öteden beri ırk, cins, etnik özellikler ayrımı yapılır ve bunlar bir takım şeylerle açıklanmaya çalışılırdı. Bu açıklamalara çoğu zaman gülünüp geçilirdi. Ne var ki genetiğin gelişmesiyle birlikte bu tür farklı özellikler de bilimle’ açıklamaya başlandı. Medyadaki haberlere inanılacak olursa, genler keşfedildikçe toplumun bütün sorunlarının kaynağı bilinecek ve çözüm yolları bulunacaktır.

Son yıllarda, sonradan kazanılan birçok özellik genlere bağlanarak neredeyse toplumsal bütün özellikler genlerle açıklanmaya çalışlıyor. Akol, suça yatkınlık gibi özellikler artık birer kalıtımsal hastalık olarak kabul görmeye başlandı. Kimbilir proje tamalandığında küreselleşmenin neden zorunlu olduğu, özelleştirmelerin yararları, savaşların nedenleri de bulunmuş olacak (!?)

İnsanı insan yapan niteliklerin doğuştan kalıtımsal olarak mı yoksa sonradan öğrenme yoluyla mı kazanıldığı sorunu eski bir tartışmadır. Bu tartışma sermayenin ihtiyaçlarına göre biçim almaktadır. Bugün de çevrenin insan yaşamına katkısı bilimsel araştırmalara göre yüzde 70-90 olmasına rağmen, sermayenin sözcüleri genetikteki gelişmeleri de kendilerine dayanak yaparak kalıtımı tek seçenek olarak sunmaktadır.

Kalıtım mı, çevre mi?

İnsanı belirleyen özelliklerin kalıtım mı çevre mi olduğu araştırmaları gelinen aşamada sermaye tarafından bilimsel bir tartışmanın ötesindedir. Sermaye, bilimin bulgularıyla topluma yön vermekten çok, kendi ideolojik ihtiyaçlarına göre bilimi kullanmaktadır. Genetiği de bu ideolojik çıkarları uğruna bolca kullanmaktadır.

İnsan yaşamına ilişkin bütün hastalıklar, ilişkiler bir kez kalıtıma bağlandıktan sonra kapitalizm tarafından üretilen bütün olumsuzluklar giderilmiş, kapitalizm tertemiz bir sistem olarak aklanmış olacaktır. Kalıtım üzerine bunca gürültünün nedeni de budur. Yani yoksulluk, sınıflar arasındaki farklar, işsizlik, sömürü gibi kapitalizmden kaynaklı şeyler, genetiğe bağlanarak kaderimize razı olmamız isteniyor. Bir Amerikan işçisiyle Bill Gates, bir Sasa işçisiyle Sabancı arasındaki fark sınıfsal değil, genlerden kaynaklandığına bizi inandırmaya çalışıyorlar.

Ciddi bilimsel dergilerden, medyadaki günlük haberlere kadar bir kampanya eşliğinde sürdürülen bu gerici propagandanın amacı varolan sömürü ilişkilerini gizlemektir. Aslında uzun süredir burjuvazi ekonomide ve felsefede yaptığını, biyolojide de yapmaya çalışıyor. Her ne kadar bir taraftan kuantum fiziğinin determinizmi geçersiz kıldığı üzerine propaganda yapılıyorsa da, diğer taraftan her gelişmeyi, ilişkiyi bu katı teoriyle açıklamaya çalışıyorlar.

Sermaye için her şey basit bir mekanik ilişkidir. Ekonomi piyasayla, yönetim polisiye önlemlerle, sosyal çalkantılar silahla, hastalıklar da genlerle açıklanır! Bu basit mekanik açıklamaların kitleler arasında etkili olmadığını söylemek ise saflık olur! Bilimsel eğitim yetersiz, kulaktan dolma bilgilerle gelişmeleri öğrenen, üniversitelerin sermayenin çıkarlarına endekslendiği bir toplumda gerici mekanik düşüncelerin etkili olması kaçınılmazdır. Depremle ilgili onca bilimsel gelişmeye rağmen kitleler arasında geri fikirlerin yaygınlaşmasının tek nedeni, bilimin kitlelerden uzaklaşması, bu mekanik açıklamalardır.

Tehlike çanları çalıyor!

Genetikteki gelişmeler gerçekten toplum ihtiyaçlarına göre düzenlendiğinde insan sağlığını olumlu etkileyeceği kuşkusuzdur. Bundan dolayı genetikteki gelişmeler muazzam olanaklar sunmaktadır. Ne varki kapitalist ilişkiler bilimin gelişmesine toplum ihtiyaçlarına göre düzenlenmesine her adımda engeldir. Genetikte görülen gelişmeler bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bir tarafta her türlü hastalığı tedavi edebilecek olanakların varlığı, diğer tarafta en basit hastalıkta ölen milyonlarca insan. Bir tarafta her türlü araçla donatılmış lüks hastaneler, diğer tarafta hastahane kapılarında ölen binlerce emekçi. Bugün insan yaşamının daha fazla nasıl uzatılacağı üzerinde çalışmalar sürdürülürken Afrika’da ortalama insan ömrü 26 gibi korkunç bir rakamda seyrediyor. Bugün emperyalistler savaşlarda kullanılmak üzere genetikten yararlanarak biyolojik silahlara milyarlarca dolar harcarken, milyonlarca insan açlıktan ölüyor.

Birkaç olgu bile kapitalizmde bilimin geldiği boyutu göstermeye yetiyor. Bilim toplum yaşamını olumlu yönde etkileyen sağlıklı nesiller yetiştirilmesini sağlayan bir araçtan çok, toplum yaşamını tehdit eden bir araç durumundadır. Kapitalizm çürüdükçe, bilimin kapitalistler tarafından kullanımı daha tehlikeli bir boyut kazanıyor ve toplum yaşamını tehdit ediyor. Genetikteki gelişmeler de bu tehdidi fazlasıyla bağrında taşıyor.


Bu Bilginin Kategorisi : Sağlık