Peyami Safa - Sözde Kızlar Kitap Özeti - 2 -
SÖZDE KIZLAR
ÖZET
Mebrure tipik bir Anadolu kızıdır. Annesi gençken ölmüş, babası tarafından büyütülmüştür. Mebrure İzmir’deki Amerikan Mektebinde okumuş ve eğitimini orda tamamlamıştır. Mebrure, babasıyla birlikte Manisa’da yaşardı. Babası İhsan efendi Manisa’nın önde gelen tanınmış insanlarından biriydi. Yunanlıların Manisa’ta girmesi üzerine, Mebrure ve babası Manisa’yı terkeder ve hikaye burada başlar.
Mebrure, Bursa’ya dayısı hüseyin Efendi’nin yanına gitti. Hüseyin Efendi’nin ölmesi üzerine babasını aramak için İstanbul’a gitti. Bu, olayların başlangıcıydı. Mebrure İstanbul’da babasının sütkardeşi Nafi Bey’in evinde kalacaktı ancak Nafi Bey de ölmüştü. Nafi Bey’in karısı Nazmiye Hanım’ın kızı Nevin ve oğlu Behiç, Mebrure’nin İstanbul’daki tek yakınlarıydı. Mebrure onları buldu ve onlara hikayesini anlattı. Nazmiye Hanım ve ailesi de Mebrure’ye yanlarında kalabileceğini belirttiler. Bunun üzerine Mebrure de onlarla birlikte kalmaya karar verdi.
Evdeki yaşam Avrupa özentisi bir yaşamdı. Evin kızı Nevin, Fransızca konuşuyor, köpeğine bile fransızca olarak sesleniyordu. Mebrure ise evdeki bu yaşamdan hoşlanmıyordu. Mebrure, Nazmiye’nin oğlu Behiç’in kendisine olan yakın ilgisinden de rahatsız oldu. Behiç; içkiye, kumara, kadına düşkün biriydi. Evde sık sık da partiler verilirdi. Bu partilerin değişmeyen isimleri vardı. Bunlar; Nazmiye Hanım’ın arkadaşı Naciye Hanım ve onun kızı Güzide, Behiç’in arkadaşı Siyret, Behiç’in uzatmalı sevgilisi Belma(Hatice) ve onun abisi Salih’ti. Mebrure bu ortamdan hoşlanmamasına rağmen, onu bu evde tutan tek neden babasını bulmaktı.
Belma, Behiç’in Mebrure’ye olan ilgisinden pek hoşlanmamıştı. Behiç’le Belma çok uzun yıllardır büyük bir ilişki yaşıyorlardı ve Belma bu ilişkisi sırasında Behiç’in her türlü taşkınlığına ve onu aldatmasına gözyummuş, hala onun kendisiyle evlenmesini bekliyordu. Fakat Behiç, Mebrure için bütün kötü alışkanlıklarından hatta Belma’dan vazgeçmeye hazır görünüyordu ve Mebrure’ye de böyle görünmeye çalışıyordu.
Derken birgün aile dostlarından Nadir’in çok yakın arkadaşı olan Fahri çıkageldi. Fahri, düzgün bir karaktere sahipti. Mebrure İzmir’de Amerikan Mektebinde okurken, babasının yanında bir süre misafir olarak kalmıştı. Mebrure, Fahri ile tanıştığına çok memnun olmuş, konuşacak kendine yakın bir insan olduğuna sevinmişti. Fahri de ondan hoşlanmıştı; ancak Behiç’in aksine onunla evlenmek onu mutlu etmek istiyordu.
Behiç, Mebrure eve geleli hemen hemen bütün eski alışkanlıklarını unutmuştu. Tek amacı vardı o da Mebrure’yi etkilemekti. Mebrure de Behiç’in bu tavrına inanmaya başlamıştı. Yavaş yavaş Behiç’in bu tavrına kanmaya başlamıştı. Behiç’in Mebrure’ye olan ilgisi Belma’nın hoşuna gitmiyor, kendisinin başına gelenlerin Mebrure’nin de başına gelmesini istemiyor ve Behiç’i herkesin tanımasını, onun yaptıklarından herkesin ders çıkarmasını ve bu konuda Mebrure’yi de uyarmak istiyordu.
Mebrure ile Belma buluştular. Belma, Behiç’le yaşadıklarını ve onunla arasından geçen tüm olayları anlattı. Çok eskiden Behiç’ten hamile kaldığını ve doğan çocuğunun Behiç’in o zamanlar Avrupalı bir kadından kaptığı hastalık(frengi) yüzünden hasta doğduğunu, Behiç’in de çocuğu diri diri toprağa gömdüğünü anlattı. Mebrure adeta şok olmuştu bunları duyunca. Belma ise konuşma esnasında zehir içerek intihar etti ve arkasından da bir mektup bıraktı. Bu mektup bütün olanları anlatıyordu. Belma, bu mektubun gazetede yayınlanmasını ve herkesin bu olaydan ibret almasını istemişti. Bunun üzerine Behiç tutuklandı.
Bütün bu kötü olayların üzerine sevindirici bir haber aldı Mebrure. Babası yaşıyordu ve ona bir mektup göndermişti. Mektupta Mebrure’nin onu nasıl bulacağını anlatmıştı ve ona bir miktar para yollamıştı. Mebrure’nin babası Amasya’da kendine küçük bir işletme açacaktı ve Mebrure’nin de yanına gelmesini istedi. Mevsim kıştı. Mebrure tek başına yola çıkamazdı ve biliyordu ki yanında gelecek kişi ona ömrü boyunca eşlik edecek olan Fahri’den başkası değildi.
YORUM
Bu romanda Peyami Safa yüksek tabakanın içinde bulunduğu ahlaki çöküşü çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. Bu romanın yazılışı üzerinden çok uzun süre geçmesine rağmen, konusu günümüz için de geçerliliğini korumaktadır. İnsanlar bu romanı okuyarak kendilerine ufak tefek dersler çıkarabilirler.