![]() |
|
|
Rusya-Japonya Savaşı Okadar da şanslı değilsiniz, bu bilgiyi sizden önce 28 kişi öğrendi :) Rusya-Japonya Savaşı Bu Bilginin Kategorisi : TarihRus-Japon savaşı Mançurya yüzünden ve Çinde meydana gelen gelişmeler neticesinde patlak vermiştir. 1894-95 savaşında Japonyanın Çin karşısında gösterdiği üstünlük ve güç, Çinde bir takım tepkilere sebep olmuştur. Çinli aydınlar da, ülkelerinin sömürgeleşmeden kurtulmasını Japonya gibi Avrupa metodları ile kalkınmada gördüler. Aydınların baskısı ile Çin imparatoru bir takım reform hareketlerine girişti. Fakat bu çok kısa sürdü. Çünkü bu yenileşme hareketlerine karşı bu kere muhafazakarlar tepki gösterdi. Yenileşmeye karşı bu tepki bir süre sonra yabancı düşmanlığına dönüştü. Bu düşmanlığın öncülüğünü de Haklı Yumruklar manasına gelen I Ho Chüan adlı bir teşkilat yapmaktaydı ki, Avrupalılar bu teşkilata Boxerler demiştir. 1900 yılı Haziranında Boxerler ayaklandılar ve Avrupalıları öldürmeye başladılar. Hareket kısa zamanda genişledi. Bunun üzerine Avrupa devletleri ortak bir ordu kurup bunu Boxerların üzerine sevkettiler. Sonunda Boxer ayaklanması bastırıldı. Boxer ayaklanması sırasında Rusya da Mançuryaya asker sevketti. Çünkü 1895de Japonyayı Liaotungdan çıkardıktan sonra Rusya, Çinle yaptığı anlaşmalarla Mançuryada demiryolu yapma ve yeraltı kaynaklarını işletme hakkı elde etmişti. Bu demiryollarını ve madenleri korumak için Rusya Mançuryaya asker sevkediyordu. Bahanesi böyleydi. Gerçekte Rusya bu fırsattan ve karışıklıktan istifade edip Mançuryaya iyice yerleşmek istiyordu. Rusyanın bu niyeti hem Japonyayı hem de İngiltereyi endişelendirdi. Bu sebeple bu iki devlet birbirine yaklaştı. Her ikisi de Rusyadan, Mançuryadaki askerini geri çekmesini ve bu toprakları tekrar Çinin egemenliğine bırakmasını istedi. Rusya çekilmeyi kabul etmiş gibi görünüp, işi oyalama yoluna soktu. Bu ise en fazla Japonyayı sinirlendirdi. İngiltere, Japonyayı Rusyanın üstüne saldırtmak için, 1902 Ocak ayında Japonya ile ittifak yaptı. Buna göre Japonya Rusya ile bir savaş yaparken, Rusyaya başka bir devlet de yardım ederse, o zaman İngiltere de Japonyanın yardımına gelecekti. Bu ittifaka rağmen Japonya Rusya ile meseleyi anlaşma yoluyla halletmek istedi. Mançuryaya Rusyanın, Koreye de kendisinin yerleşmesini teklif etti ise de Rusya bunu kabul etmedi. Bu sefer Japonya, Rusyaya, Koreyi paylaşmayı teklif etti. Rusya bunu da reddetti. Bunun üzerine Japonya 1904 Şubatında Rusyaya savaş ilan etmekten başka çare görmedi. Savaş 18 ay kadar sürmüş ve hem karada ve hem deniz muharebelerinde Rusya için tam bir hezimetle sonuçlanmıştır. Japonya Liaotung yarımadasına asker çıkarıp Rusyayı kara muharebelerinde perişan etti. Ayrıca Port Arthur limanındaki Rus donanmasına da ani bir baskın yapıp bu donanmayı da yoketti. Rusya bunun üzerine Baltık donanmasını Uzak Doğuya gönderdi. Lakin Japonlar Tsushima Boğazında bu donanmayı da kıstırdılar ve tamamen yok ettiler. Neticede Rusya yenilgiyi kabul edip 1905 Eylülünde Portsmouth (Amerikada) barışını imzaladı. Portsmouth barışı ile Rusya, Mançurya üzerinde elde ettiği bütün haklarını Japonyaya devrediyor ve ayrıca Korenin de bağımsızlığını tanıyordu. 1910 yılında Japonya Koreyi işgal edip burasını kendi topraklarına ilhak edecektir. Rus-Japon savaşının gerek Uzak Doğu, gerek Avrupa politikası bakımından bir takım mühim neticeleri olmuştur. Uzak Doğu politikası açısından şüphesiz en mühim netice, Japonyanın, dünyanın bu bölgesinde büyük bir kuvvet olarak sivrilmesiydi. Japonya, Rusya karşısında elde ettiği kesin zafer ve büyük başarı ile, milletlerarası politikanın büyük devletleri arasındaki yerini almaktaydı. Bundan başka, bir yandan, Rusyanın, Çine ait Mançurya toprakları üzerinde sahip bulunduğu ekonomik hak ve imtiyazları aynen devralması ile bu topraklar üzerinde kurduğu kontrol, öte yandan da, 1910 da Korenin bağımsızlığına son verip bu ülkeyi de kendisine ilhak etmesi ile, Japonya Asya kıtasına ayak basmış olmaktaydı. Bu ise, Japonyanın önünde yeni emperyalizm ufukları açıyordu. Bundan sonra Japonya Asyada genişlemeye çalışacak ve 1932 de Mançuryayı ilhak ettiği gibi, 1937 de de Çini işgal etmek üzere harekete geçecektir. Kısacası, şimdi bir Uzak Doğu devleti de, Uzak Doğudaki sömürgecilik faaliyetlerinin aktif unsuru haline geliyordu. Rus-Japon savaşının Uzak-Doğu gelişmeleri açısından bir üçüncü neticesi de, Asyada sarı ırk milliyetçiliğine bir güç ve hareketlilik, bir dinamizm ve hız kazandırmasıdır. Japonya diğer sarı ırk milletlerine de örnek oluyor ve sarı ırkın da neler yapabileceğini göstermiş oluyordu. Rus-Japon savaşının Avrupa politikası bakımından mühim neticesi ise, Rus politikasının cephe değiştirerek, Asya ve Uzak Doğudan tekrar Avrupaya dönmesidir. Zira Kırım Savaşı yenilgisinden sonra faaliyetlerini Asya ve Uzak Doğuya aktaran Rusya, şunu görmüştü ki, Asyanın her tarafında İngiltere karşısına çıkmaktaydı. İranda, Afganistanda ve Tibette karşısında İngiltereyi bulmuş ve onunla mücadele etmek zorunda kalmıştı. Mançurya üzerindeki mücadelede de, Japonya ile çatışma durumuna girmiş ve Japonyanın arkasında da yine İngiltere yer almıştı. Eğer İngiltere Japonyayı desteklememiş olsa idi, Japonya Rusya ile bir savaşı göze alamazdı. Hasılı, Rusyanın Asyadaki ve Uzak Doğudaki faaliyetlerinin hepsinde İngiltere bir duvar gibi karşısına dikilmiş ve kendisini her yerde başarısızlığa uğratmıştı. O halde Rusya dünyanın bu bölgesinde İngiltere ile olan anlaşmazlıklarını sona erdirip, kendisinin geleneksel faaliyet alanı olan Boğazlara ve Avrupaya dönmeliydi. İşte bunun içindir ki, Japon yenilgisinin hemen arkasından Rusya 1907de İngiltere ile bir anlaşma yapıp, Üçlü İtilafın üçüncü halkasını meydana getirdi. Şimdi İngiltere ile Rusya aynı safta bulunuyordu. Bu ise Rusyanın Boğazlar üzerindeki emellerinin gerçekleşmesini kolaylaştıracaktı. Bundan dolayıdır ki, 1907den sonra Rusyanın ağırlığı Osmanlı Devleti üzerine çökecektir. Bir başka deyişle, Japonyanın Rusyayı yenmesi, Osmanlı Devletinin aleyhine bir durum ortaya çıkarıyordu. Japonyanın Rusya karşısındaki başarısı, Çine de tesir etmiş ve bu ülkede de yeni gelişmelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu gelişmeler günümüze kadar uzanmıştır. Japonyanın Batılılaşma ile gerçekleştirdiği ilerleme ve bir büyük kuvvet olarak ortaya çıkması, Çinde de bir kısım aydınları harekete geçirmiştir. Bunlardan Dr. Sun Yat Sen, bu yeni reformculuk hareketinin lideri olmuştur. Dr. Sun Yat Sen, kafasında oluşturduğu çağdaşlaşma düşüncesini, 1894-95 Çin-Japon savaşından sonra harekete geçirdi. Lakin 1904-1905 Rus-Japon savaşı ve Japonyanın büyük zaferi bu hareketi daha da hızlandırdı. 1911 yılında Çinde patlak veren ayaklanmalara askerler de katılınca, 1912 yılında Mançu hanedanı yıkıldı ve cumhuriyet ilan edildi. Lakin iktidarı askerler ele geçirdi. Dr. Sun değil. Askerler 1916 yılında tekrar imparatorluk ilan ederek bir general imparator oldu. Bu ise Dr. Sunun mücadelesini daha da hızlandırdı. Dr. Sun Çin için kafasında oluşturduğu demokratik bir düzen düşünmekteydi. Bu arada, Mao Tse-tung ve arkadaşları 1921 de Çin Komünist Partisini kurdular. Şimdi mücadeleye yeni bir unsur katılmış oluyordu. Dr. Sun Yat Senin ve o öldükten sonra Chiang Kai-shekin liderliğindeki Kuomintang Partisi ile Mao Tse-tungun Komünist Partisi bazan birbirleriyle mücadele ederek, bazan da işbirliği yaparak, 1945 yılına geleceklerdir. Lakin 1945de İkinci Dünya Savaşının sona ermesi ve Japonyanın yenilmesi üzerine, komünistlerle Kuomintang milliyetçilerinin mücadelesi tekrar başlayacak ve mücadele 1949 Ekiminde Çinde komünist rejimin kurulmasıyla kapanacaktır. |