Türkiyede Hayvancılık
 Türkiyede Hayvancılık
Â
Ülke tarımı içinde hayvancılık, genç kuşakların beslenmesinden protein kaynağı bakımından büyük önem arz etmektedir. Sığırcılık özellikle sığır eti üretimi Türk halkının
damak zevki ve et kalitesi bakımından vazgeçemeyeceği önemli protein kaynağı olarak, ucuz ve ekonomik olarak üretilmesi, günümüzde uygulanan yetiştirme-beslenme yöntemlerinin gözden geçirilmesi ile mümkün görülmektedir. Sayısal olarak besi materyalinin ve beher baş hayvandan alınan ürünün ekonomik olarak arttırılması yanında, besi faaliyetinin teknolojik olarak uygun barınaklarda yapılması hem hayvancılığımıza, hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Hem en uygun ve hemde ucuz olan barınak sistemleri, ilk yatırımlara olan kaynak (ihtiyacını) miktarını azaltacak daha az yatırım sermayesinden tasarruf edilecek mebleğlar, hayvan materyali temini ve işletme sermayesi olarak kullanılarak daha fazla miktarda besi faaliyetine kaynak sağlanmış olacaktır.
Â
Yemin, ete çevrilebilmesi için sığırların metabolik faaliyetine en uygun olan açıkta sığır besisi (Feed-Lot) sistemi, bu faaliyeti geniş çapta yapmak isteyen üreticiler için fevkalade düşük yatırım maliyetleri ile işe başlama imkanı sağlayacaktır.
Â
Sistem sadece ilk yatırım maliyetlerinin düşük olması ile sınırlı kalmamakta işletme maliyetini de fevkalade aşağıya çekmektedir. Zira çok büyük havan kapasitelerine çok az bir işçilikle hizmet verilebilmektedir. İşletmede hayvan kapasitesi yükseldikçe birim hayvan başına işçilik maliyeti doğrusal bir şekilde düşmektedir.
Â
Sistem yine rasyonel bir beslenme için en uygun ortamı teşkil etmekte, yapılacak rasyonel besleme uygulamasına hayvan, genotipik kabiliyetinin en üst sınırında reaksiyon göstermektedir.
Â
Sağlık açısından sürü kontrolü çok kolay ve etkili olmakta sağıtım (tedavi) maliyetleri asgari düzeye inmektedir.
Â
Açıkta besi sistemi, tarım arazisi niteliğinde olamayan meyili arazilerde yapılacağından, hem tarım topraklarının işgal edilmemesi, hemde besi faaliyeti bırakıldığında organik yapısı zenginleştirilmiş, verimli yeni tarım topraklarının kazanılması sağlanmış olacaktır.
Â
Günümüzden onlarca yıl öncesinde tarımda ileri bütün Dünya ülkeleri özellikle ABD tüm ülke düzeyinde uygulamaya koyduğu ve fevkalade iyi sonuçlar alarak tek besi sistemi olarak hergün biraz daha geliştirmek için araştırmalar yaptığı (feed-lot) açıkta besi sistemi, ülkemiz hayvancılığın rasyonel bir şekilde rantable yapıya kavuşturulması için bir çözüm yolu olup, bu da ancak sistemin ülke çapında yaygınlaştırılması ile mümkün görülmektedir.
Â
Geleneksel besi ve hayvancılık, özellikle ahırda barındırma ve samanla beslenme alışkanlığında olan yetiştiriciyi bu alılşkanlığından kurtarıp daha kolay daha ucuz, daha karlı olan yeni sistemlere adaptasyonunu sağlamak hem çiftçinin, hem de ülkemizin yararına olacak ve halkımız zengin protein kaynakları ile daha ucuz olarak beslenerek ülkeyi yönetecek daha akıllı beyinlerin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
BÖLÜM I
Â
TÜRKİYE’DE HAYVANCILIK
Â
Â
Türkiye’de toplam 4 milyon tarım işletmesi mevcut olup, bunların 300.000’I Hükümetin geniş ölçekli bir kırsal kalkınma programı başlatmış olduğu Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesinde yer almaktadır. Yörede gelir sağlanması ve artırılması amacına yönelik program temel olarak hayvansal üretime dayandırılmıştır. Bu nedenle hayvan yetiştiriciliğinin istenilen seviyeye ancak yoğun olduğu ve çiftçi kuruluşlarının bulunduğu Adıyaman ve çevresinde bir pilot tanıtım çalışması başlatılmıştır. Bu çalışma Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Türkiye Kalkınma Vakfı tarafından desteklenmektedir.
Â
“Projenin acil amacı Adıyaman pilot ilinde uygun teknolojilerin değerlendirilmesi, denenmesi ve tanıtımını gerçekleştirerek TCZB ile TKİB’ye yem üretiminin teknik yönleri konusunda yardımcı olmak; ticari amaçlı yem tesisleri, çiftçi grupları ve bireysel çiftçilerce gerçekleştirilecek yem üretimi konusunda hükümetin uygulayacağı bir stratejik plan hazırlamaktadır. Nihai amaç ise, küçük-ölçekli üreticilerin üretimlerini ve gelirlerini arttırmalarına katkıda bulunmaktır.”
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
BÖLÜM II
Â
BURDUR’GENEL DURUMU
Â
1. COĞRAFİ YAPI
Â
Burdur ili güneybatı Anadolu göller bölgesindedir. Doğu ve güneyinde Antalya,güney batısında Denizli, kuzeyinde ise Afyon ve Isparta illeri bulunmaktadır. Ege-İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri arasında batı geçit bölgesinde yer alır. 37Ëš 10’- 39˚ 20’ kuzey enlemleri ile, 29Ëš 35’- 50Ëš 25’ doğu boylamları arasındadır.
Â
“İlin yüzölçümü 7 135 km² olup bunun 329 km²’sini su satıhları oluşturmaktadır. Aksu ırmağı ile sınır olan ilde ortalama rakım 1 000 m dolayındadır.”
Â
2. TARİHİÂ Â Â Â
Â
                 Burdur adını bir iddiaya göre Bizans döneminde buraya “Polydorion” denilmesinden kaynaklandığı, başka bir iddiaya göre Göl kenti anlamına gelen “Limonobria” sözcüğünden türediği, diğer bir rivayete göre de “Burada dur” sözcüğünün zamanla “Burdur”a dönüştüğü şeklindedir.
          Â
           Burdur ili neolitik çağa kadar inen zengin tarihi içinde bir çok yerleşimlere sahne olmuştur. Çeşitli kaynaklar ve çevrede görülen arkeolojik kalıntılar bu uzun geçmişin safhalarına işaret ederler. Nitekim neolitik çağa ait yerleşimlerin görüldüğü Hacılar köyünden başlayarak M.Ö.17. yüzyıla kadar uzanan ve Asur ticaret kolonileri çağı adıyla anılan devreye ait eserlerin bulunduğu Düğer Köyü ve Yarışlı Gölü kıyıları ilin tarihinin aydınlatılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
          Â
İl topraklarının büyük bir kısmı antik PİSİDİA bölgesinin sınırları içindedir. Roma İmparatorluğunun idaresine geçen 1071 Malazgirt Savaşından sonra Türkmenlerden Kınalı Aşireti yerleşmiştir. Daha sonra Hamitoğulları beyliğinin idaresine giren 1391’de Anadolu Beylerbeyliği merkezi olan Kütahya’ya bağlanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında Burdur Kuvayi Milliye Teşkilatı çalışmalarını uzun süre bağımsız yürüttüyse de Sivas Kongresinden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetine bağlanmıştır. Burdur sancağı Cumhuriyetle birlikte İl olmuştur.
Â
3. TOPOĞRAFİK YAPI
          Â
           Göller bölgesinin en karakteristik topografik özelliğini Burdur ili gösterir. Değişik rakımlı dağ ve tepe yapısında ova ve vadi karakteristiğinde düzlükler ve göller mevcuttur.
Â
İlin en yüksek noktasını 2.598 m yüksekleğindeki Koçaş Dağı temsil etmektedir. (Tablo-1) İlin önemli ovaları ile önemli göl, baraj ve göletleri sırasıyla Tablo-2 ve Tablo-3’de verilmiştir.
Â
ADI
|
YÜKSEKLİĞİ (m)
|
BULUNDUĞU İLÇE
|
Koçaş Dağı
|
             2 598
|
Gölhisar
|
Kestel Dağı
|
             2 336
|
Bucak
|
Akdağ
|
             2 276
|
Ağlasun
|
Eseler Dağı
|
             2 254
|
Tefenni
|
Çeltikçi Belli
|
             1 225
|
Çeltikçi
|
Â
           Tablo-1: İlin Önemli Dağları (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Rasporu, Burdur: Aralık 2002)
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
ADI
|
BULUNDUĞU İLÇE
|
Eğneş Ovası
|
Merkez
|
Çeltikçi Ovası
|
Çeltikçi
|
Öteyüzovası
|
Ağlasun
|
Çine Ovası
|
Merkez
|
Kestel Ovası
|
Bucak
|
Ürkütlü Ovası
|
Bucak
|
Haravza Ovası
|
Çavdır
|
Söğüt Ovası
|
Çavdır
|
Tefenni Ovası
|
Tefenni
|
Beyköy Ovası
|
Tefenni
|
Hasanpaşa Ovası
|
Tefenni
|
Erle Ovası
|
Yeşilova
|
Irla Ovası
|
Yeşilova
|
Â
           Tablo-2: İlin Önemli Ovaları (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
Â
ADI
|
GÖL
|
BARAJ
|
GÖLET
|
NİTELİĞİ
|
BULUNDUĞU İLÇE
|
Burdur
|
  X
|
Â
|
Â
|
Acı
|
Merkez
|
Salda
|
 X
|
Â
|
Â
|
Tatlı
|
Yeşilova
|
Yarışlı
|
 X
|
Â
|
Â
|
Acı
|
Yeşilova
|
Karataş
|
 X
|
Â
|
Â
|
Tatlı
|
Karamanlı
|
Uylupınar
|
 X     Â
|
Â
|
Â
|
Tatlı
|
Gölhisar
|
Çavdır
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Çavdır
|
Bademli
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Karamanlı
|
Karacaören-1
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Bucak
|
Karacaören-II
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Bucak
|
Yapraklı
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Gölhisar
|
Karamanlı
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Karamanlı
|
Kozağaç
|
Â
|
X
|
Â
|
Â
|
Çavdır
|
Ağlısun
|
Â
|
Â
|
X
|
Â
|
Ağlasun
|
Bu Bilginin Kategorisi : Türkiye
|